reklam
reklam
reklam
reklam

Türkiye`de Kamu Kuruluşlarında Halkla İlişkiler

Makaleler - 5 Ağustos 2004, Perşembe
ÖZET
Bu çalışmada, Türkiye’de kamu kuruluşlarında halkla ilişkilerin önemine ve tarihsel gelişimine değinilmiş, ayrıca Türkiye’de kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler alanındaki sorunlara ve çözüm önerilerine yer verilmiştir.

Halkla İlişkilerin Tanımı
Halkla ilişkiler sözcüğünün kullanımı yeni olmakla birlikte bu alandaki uygulama oldukça eskidir. Halkla ilişkiler alanında yapılan tanım sayısı oldukça fazla olup Amerikan Halkla İlişkiler Birliği tarafından tespit edilen tanım sayısı 200 kadardır. Aşağıda halkla ilişkilerin birtakım tanımlarına değinilerek ortak özellikleri vurgulanacaktır.

Halkla ilişkiler, genellikle yönetimle ilgili olarak belirli yönde hareket yaratmak ya da belirli bir davranışı benimsetmek için halkı inandırma sanatıdır( ).

Halkla ilişkiler, belirlenmiş hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı ve inandırıcı bir haberleşme çabasıdır( ).

Halkla ilişkiler, herhangi bir kuruluşun halkın düşüncelerini etkilemeye dönük faaliyetleridir( ).
Kamu yönetiminde halkla ilişkiler, bir kamu kuruluşunun ilişkide bulunduğu toplum kesiminin güven ve desteğini sağlamak için giriştiği iki yönlü iletişime dayalı, sonuçta kamuoyunda kuruluşun, kuruluşta da toplumun istediği yönde değişikliklerin gerçekleşmesine, böylece kuruluş ile çevresi arasında olabilecek en uygun ölçekte uyum ve denge sağlamasına yönelik sistemli ve sürekli çabalardır( ).

Uluslararası Halkla İlişkiler Birliği, halkla ilişkiyi, özel veya kamu kesimlerinde faaliyet gösteren bir kuruluş veya kurumun, ilişkide bulundukları kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek üzere sürekli olarak yapmış oldukları bir yönetme görevi olarak tanımlamış olup, bu tanımlara göre halkla ilişki( ):

A. En verimli bir haberleşme sistemini kurmak,
B. Kurum veya kuruluşlar içinde beşeri ilişkiler alanında en büyük ölçüde sempati yaratmak,
C. Bir faaliyet hakkında en kapsamlı bilgileri sağlamak amacını gütmektedir.

Halkla ilişkilerle ilgili olarak yukarıda verilen tanımları artırmak mümkün olmakla birlikte bu tanımların ortak özelliklerini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.

A. Halkla ilişkilerde haberleşme iki yönlüdür. Halkla ilişkilerde haberleşme kuruluşla hedef kitle arasında gerçekleşmektedir. Bu iki yönlü haberleşmede taraflar birbirleriyle karşılıklı haberleşmede bulunurlar.

B. Halkla ilişkilerde, hedef kitle hakkında araştırma ve faaliyetlerle ilgili olarak da değerlendirme yapılmaktadır.
C. Halkla ilişkilerde amaç, hedef kitleyi etkileyerek onu belirli bir inanışa veya davranışa itmektir.

D. Halkla ilişkiler, ahlaki standartları takip eden ve planlanmış çabaları ve araştırmaları kullanan yönetsel bir işlevdir( ). Yönetsel işlev olarak uygulamalar verimlilik ve etkinlik içerisinde gerçekleştirilmeye çalışılır.

E. Halkla ilişkilerde, hedef kitleye gönderilen mesajlar gerçeği yansıtmaktadır. Burada hedef kitleyi kandırarak belirli bir yöne sevk etmek söz konusu değildir. Yani hedef kitleye iletilen mesajlar doğru mesajlardır.

Kamu Kuruluşlarında Halkla İlişkilerin Önemi
Kamu kuruluşları, görevleri nedeniyle toplumun çeşitli kesimiyle devamlı ilişkiler içinde bulunmaktadır. Bu ilişkilerin niteliği kamu kuruluşları için iki yönlü önem taşımaktadır:

- Demokratik yaşama düzenine sahip ülkelerde kamu kuruluşları topluma karşı sorumlu ve saygılı bir yönetsel davranış içinde olmak
- Üstlendikleri görevleri başarıyla yürütebilmek için toplumun güvenini, saygısını, ilgi ve desteğini sağlamak zorundadır( ).

Kamu kuruluşlarının yönetimde önde gelen konularından biri de, kuruluşun gerek kendi içinde gerekse kendi dışında yer alanlara tanıtılmasıdır( ).


Sosyologlar, kitleleri etkilemek onlara birşeyler yaptırabilmek için üç etkili yol bulunduğundan söz etmektedirler( ):

- Zor kullanmak
- Satın almak
- İnandırmak

Bunlardan ilk ikisi kısa vadeli olup bazen ters sonuçlar vermektedir. Üçüncüsü ise halkla ilişkilerde kullanılan yöntem olup daha uzun vadelidir.

Çağımızda, demokratik yönetimlerde kamuoyu önemlidir. Halkın inanmadığı, desteklemediği şeyleri gerçekleştirmek kolay değildir. Hiç değilse böyle eylemler çeşitli güçlükler doğurmakta ya da uzun vadede ters sonuçlar vermektedir. Kamuoyu, toplumun görüş ve inançları yakından takip edilmeli; kamu kuruluşlarının, kamu görevlilerinin tutumları buna göre yarlanmalıdır. Bugün “Halk da kim oluyor?” düşüncesi oldukça gerilerde kalmıştır( ).

Günümüzde kuruluşlar, halkın eğilimlerini dikkatle ölçmeli, programlarını elde edecekleri araştırma sonuçlarına göre ayarlamalı, bir yeni düşünce ya da eylemin yayılmasında halkın desteğini sağlamak için halka bu yeni düşünce veya eylemi tanıtmalı ve benimsetmeye çalışmalıdır ( ). Halkla ilişkilerde yönetim, halkın tepkisine önem vererek bunları değerlendirmeye tabi tutup faaliyetlerini ona göre yürütmektedir( ).

Bir ülkede kamu gelirlerinin çok büyük bir kısmı, herhangi bir karşılığa dayanmaksızın toplumun ödediği vergilerden oluşmaktadır. Halk kendisinden toplanan vergilerin nasıl harcanıldığını ve kendisine götürülen hizmetlerin mahiyeti hakkında bilgi sahibi olmak isteyecektir. Halkın kamu hizmetleri hakkında bilgi edinmesi, bugün dünyanın birçok ülkelerinde bir hak olarak kabul edilmekte ve bilgi edinme hakkından söz edilmektedir( ). Halkın, kamu kuruluşlarının faaliyetleri hakkında bilgi edinmesi yönetimin temel görevleri arasında yer almaktadır. Yönetim faaliyetleri ile ilgili olarak halkın destek ve inancını sağlamalıdır.

Halkın yönetime daha çok katkıda bulunması ve yönetimin topluma daha etkin hizmetler götürmesi bakımından kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler kaçınılmazdır. Kamu kuruluşları toplumun güven ve desteğini sağladığında, kendi faaliyetlerini daha rahat gerçekleştirir. Ayrıca o toplumda arzuladığı bir değişim var ise, bu alandaki faaliyetlerinde de değişime karşı direnç azalacaktır.

Kamu kuruluşları, topluma bir hizmeti sunarken onlara karşı davranış biçimi halkla ilişkiler açısından önem taşımaktadır. Kamu görevlilerinin halka davranışı tarafsız, hukuki, hizmeti ön plana alan ve yardımcı olmaya yönelik olmalı ayrıca halkı, kamu kuruluşu hakkında olumsuz düşünceye yöneltecek bir tutum sergilememelidir.

Kamu kuruluşları amaçlarını gerçekleştirebilmek için halkla ilişkilere önem vermelidir. Bunun için yönetim faaliyetleri hakkında topluma bilgi sunmalı ve toplumun duygu, düşünce ve eğilimleri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Görüldüğü üzere, halkla ilişkiler kamu kuruluşlarının amaçlarını gerçekleştirmede yönetimin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.

Kamu kuruluşları, halk üzerinde olumlu bir izlenim bırakmalı, halkın güven ve desteğini sağlamalıdır. Olumlu izlenim bırakmak için kuruluşlar, herşeyden önce kendi amaçları doğrultusunda halka dönük olarak etkin bir şekilde hizmeti sunmalıdır. Yönetimler, halkın hizmetinde oldukları düşüncesinden hareketle, topluma ucuz, etkin ve verimli hizmetler götürdüğünde, toplum üzerinde olumlu izlenim bırakacak, halkın güven ve desteğini sağlayacaktır.

Türkiye’de Halkla İlişkilerin Gelişmesi
Halkla ilişkiler, tarihimizin her döneminde çeşitli şekilde uygulamaya konulmuştur. Göktürkler’in Orhun Abideleri, Selçuklular’ın büyük devlet adamlarından Nizamülmülk’ün Siyasetname adlı eserinde; yönetimin, halkın durumu hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olması gerekliliğine işaret edilmesi, yabancı ülke temsilcilerine ve elçilere gösterilecek ilginin önemi üzerinde durulması ve bu kişilere yapılacak muamelenin temsil ettikleri ülkeye yapılmış olacağının açıklanması( ), ayrıca Anadolu Selçuklu döneminde hükümdarların haftanın belli günlerinde halkın şikayet ve isteklerini dinlemeleri ve bunlara çözüm getirmeleri bu dönemle ilgili halkla ilişkiler alanına örnek olarak gösterilebilir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş döneminde yönetim ile halk arasında olumlu ilişkiler bulunmaktadır. Örneğin bu dönemde padişahların adalet fermanlarında şu formül tekrarlanmaktadır: “Reaya taifesi, ki Tanrının bir emanetidir, onları himaye etmek ve kimsenin zulüm yapmasına müsaade etmemek, padişahın vazifesidir”( ). Aşık paşazade Tarihinde hükümdar için en önemli şeyin, reayanın hayır duası olduğu şu şekilde anlatılmaktadır: “Ariflerden birine sordular, ”Padişahlara hazine gerek midir?” dediler. Arif cevap verdi: “Bir asıl hazine vardır, ol gerektir” ve sordular kim “ne asıl hazinedir?” Arif aydur, “reayanın hayır duaları padişaha asıl hazinedir”( ).

17. yüzyıldan itibaren ekonomik ve sosyal bozulmalarla birlikte yönetim kurumlarında da bozulmalar başladı. Bir zamanların “devlet baba” fikri, mültezimlerden ve memurlardan şikayet edilen, halka karşı olan ve onu ezen devlet anlayışına dönüştü. Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminde, 1877 yılında toplanan Meclis’te “memur” sorununun milletvekilleri tarafından dile getiriliş biçimi, yönetim halk ilişkilerinin ne kadar bozuk olduğunu göstermektedir. Bu dönemdeki milletvekillerine göre: Ziraat, ticaret, sanat, ilim, fen ve bütün umumi menfaatlerimizin böyle kendi haline terkedilmiş olması, memurlarımızın vazifelerini kötüye kullanmaları dolayısıyladır. Bir takım derebeylerine, sahte hanedanlara, insafsız mültezimlere, namussuz çorbacılara (Hıristiyan büyüklerine verilen ad), fesatçı ve tezvirci adamlara yer veren, fukarayı bir kat daha perişan eden memurlardır( ).

Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Atatürk’ün halkla ilişkilere önem verdiği görülmektedir. Atatürk, 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde alınan kararların halka duyurulması için İrade-i Milliye gazetesini yayınlatmıştır. Ankara’ya gelişinden kısa bir süre sonra da, Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yayın hayatına girmesi, 1920 yılında da Anadolu Ajansı’nı kurması, bu dönemde halkla ilişkilere verilen önemi göstermektedir.

Çeşitli dönemlerdeki hükümet programlarında ve siyasi iktidarların uygulamalarında, halkla ilişkiler yer almakla birlikte, modern anlamda halkla ilişkiler uygulamaları, 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’nda kurulan ‘Yayın ve Temsil Şubesi’nin faaliyete geçmesiyle oluşturulmuş-tur( ). Bu şube, Türkiye için yeni olan iktisadi ve sosyal plan ya da planlı kalkınma olgusunun Türkiye’ye yayılması, Türkiye’de planlama çalışmalarının yahut planlama gereğinin bilincine varılması göreviyle ortaya çıkmıştır( ).

1962 yılında hazırlanan Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi’nde (MEHTAP), halkla ilişkiler konusuna yer verilmektedir. Bu projede, “Devlet kuruluşlarının her kademesindeki çalışmalarda ve kararların alınmasında halkla yakın temas sağlamak zorunludur”, ifadesi yer almaktadır. Ayrıca sözü edilen projede; “Gelişmiş ülkelerdeki yönetimler, bu temaslar bakımından çeşitli mekanizmalar ortaya koymuş durumdadırlar. Bunların başında, fertleri ve ilgili kuruluşları karardan önce dinlemek, onların istek ve görüşlerini almak ve değerlendirmek için bulunan usuller gelmektedir. Türk yönetiminde de, çeşitli kademelerde, her kurumun bünyesine uygun olarak halkla temas ve dinleme usulleri kurmak gerekmektedir” ifadeleri de bulunmaktadır ( ).

1964 yılında kurulan Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü’nde oluşturulan Tanıtma ve Halk Eğitimi Dairesi, “Türkiye’de doğum kontrolü ve aile planlaması” konularında etkin hizmetler sunmuştur.

1965’te “İdareyi ve İdari Metodları Yeniden Düzenleme Komisyonu” çalışmaları çerçevesinde “Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı” ile ilgili olarak yapılan araştırmada, yönetim-halk ilişkilerindeki aksaklıklardan bahsedilmekte ve yönetimin mevcut imkan ve koşulları içinde halkla ilişkilerini daha “sistematik ve iyi bir şekilde” düzenleme yollarını araması gereğine yer verilmektedir( ).

1971 yılının Mayıs ayında, devlet kesiminin genel yönünü ve stratejisini belirlemek üzere 10 kişilik bir Danışma Kurulu oluşturulmuştur. Bu kurul, halkla ilişkiler konusunda da araştırmalar yaparak bazı öneriler getirmiştir. Raporda, Türkiye’de Halkla İlişkiler ve Enformasyon hizmeti gören birimlerin değişik isimler taşıdığına işaret edilmiş, Başbakanlığa bağlı ve koordinasyonu sağlayacak merkezi bir örgütün gerekli olduğu belirtilmiştir. Bakanlık ve diğer örgütlerde halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulması, halka yol gösterecek, yardımcı olacak danışma birimlerinin bulunması veya esas görevlere ek olarak bu görevi diğer memurların yapmaları belirtilmiştir. Raporda ayrıca, “Halkla İlişkiler ve Enformasyon birimleri, kuruluşun baş yöneticisine bağlı olmalı, çalışan elemanların seçiminde özel bir titizlik gösterilmeli, hizmet alanı ile ilgili eğitim görmüş kişiler seçilmelidir” denilmektedir( ).

Türkiye’de halkla ilişkilerin önemi bütün kamu kuruluşlarınca anlaşılmaya başlanmış olmasına rağmen halen görevli elemanların çoğunluğu halkla ilişkiler alanında mesleki eğitim görmüş kişiler değildir.

Halkla ilişkiler ders olarak ilk kez 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın Yüksek Okulu’nda, 1970’lerde ise İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde ve İzmir’de Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulları’nda okutulmaya başlanmış olup günümüzde Kara Harp Okulunda, üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde, Siyasal Bilgiler Fakültelerinde, İletişim Fakültelerinde ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde okutulmaktadır.


1984 yılında, Bakanlıkların kuruluş ve görev esaslarını yeniden düzenleyen 202 sayılı kanun hükmünde kararname ile bakanlık merkez teşkilatında ihtiyaca göre, hangi tür danışma ve denetim birimlerinin kurulacağı belirtilmiş ve “Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği” kurulacak birimler arasında sayılmıştır( ). Daha sonra çıkarılan 3046 ve 3056 sayılı kanunla da Başbakanlık ve bazı bakanlıklarda basın ve halkla ilişkiler müşavirliği kurulabileceği de belirtilmiştir.

IV. Türkiye’de Kamu Kuruluşlarında Halkla İlişkiler Birimleri
Halkla ilişkiler birimleri kamu kuruluşlarında çeşitli adlar altında kurulmuş olup bunların sayısı giderek artmaktadır. Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler birimleri şunlardır( ):

Başbakanlık , Tanıtma Fonu
Başbakanlık, Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı
Devlet Planlama Teşkilatı, Yayın ve Temsil Dairesi Başkanlığı
Devlet İstatistik Enstitüsü, Haberleşme ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Diyanet İşleri Başkanlığı, Protokol, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Adalet Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı
Dışişleri Bakanlığı, Enformasyon ve Tanıtma Dairesi Başkanlığı
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Milli Eğitim Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Beden Terbiyesi, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı
Devlet Üretme Çiftlikleri, Eğitim ve Tanıtma İşleri Müdürlüğü
Çalışma ve Sosyal Güvenli Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Maliye Bakanlığı, Gelirler Genel Müdürlüğü Halkla İlişkiler Şubesi
Milli Savunma Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü
İçişleri Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Sağlık Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Kültür Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü
Turizm Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Orman Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Çevre Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Basın Yayın ve Enformasyon Müdürlüğü Değerlendirme ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü
Sümerholding A.Ş. Halkla İlişkiler ve Tanıtma Müdürlüğü
Toprak Mahsulleri Ofisi Yayın, Dokümantasyon ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü
Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Haberleşme Müdürlüğü
Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Etibank Genel Müdürlüğü Yayın ve Tanıtma Servisi
Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. Halkla İlişkiler ve Tanıtma Müdürlüğü
Et ve Balık Ürünleri A.Ş. Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı
TRT Genel Müdürlüğü Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü Organizasyon ve Eğitim Müdürlüğü
SEKA Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
PTT İşletme Genel Müdürlüğü Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Ulaştırma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Telsiz Genel Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Azot Sanayi A.Ş. Haberleşme ve Arşiv Müdürlüğü
Denizcilik Bankası A.Ş. Yazı İşleri ve Haberleşme Müdürlüğü
Türkiye Çimento Sanayii A.Ş. Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Türkiye Halk Bankası A.Ş. Tanıtma ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
İller Bankası Yazışma, Yayın ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı
Milli Piyango İdaresi Reklam, Halkla İlişkiler ve İstatistik Müdürlüğü
Sosyal Sigortalar Kurumu Basın Yayın ve Tanıtma Genel Müdürlüğü
Tütün, Tütün Mamülleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
T.C. Devlet Demir Yolları İşletmesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş. Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Petkim Petrokimya Holding A.Ş. Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Türk Hava Yolları Tanıtma ve Halkla İlişkiler Başkanlığı
Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. Enformasyon Müdürlüğü
Türkiye Denizcilik İşletmeleri Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
Türk Telekomünikasyon A.Ş. Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

V. Türkiye’de Kamu Kuruluşlarında Halkla İlişkiler Alanındaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri

A. Sorunlar
1. Kamu kuruluşları, halkla ilişkiler uygulamasında halkın hizmetinde kendisini bir araç olarak görmemektedir. Bunun sonucu olarak, kamu kuruluşlarında halkın istek ve gereksinimleri yeterince önemsenmemektedir. Halk ise kendi taleplerini çeşitli vasıtalarla yönetime duyurmaya çalışmaktadır. Yine halk, kabul etmektedir ki, kamu kuruluşları bu isteklerden haberdardır. Yönetim bu isteklere cevap vermemiş, onları gerektiği gibi değerlendirmemiştir. Halk, kamu kuruluşlarının keyfi hareket ettiğine, isteklerinin çözümlenmesi için çaba harcanmadığına inanmaktadır( ).

2. Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler biriminin örgütlenme sorunu bulunmaktadır. Örgüt; ulaşılmak istenen tüm amaçların belli aşamalarda planlandığı, uygulandığı, besleyici yankı ile denetlendiği ve desteklendiği bir sistem olarak alınmalıdır( ). Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler biriminin örgütlenme yapısı, halkla ilişkilerin araştırma, planlama, uygulama ve değerlendirme aşamalarını icraya koyabilecek yapıda değildir.

Bazı kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler birimleri başlangıç aşamasında düşünülmemekte ancak sonradan duyulan ihtiyaçlara ve sorunları çözmeye yönelik ya da toplum ile ilişkileri düzenlemek amacıyla oluşturulmaya başlanmaktadır. Özellikle uzunca süre bu işlevin ayrı bir birim tarafından yapılmaması veya ikincil bir görev olarak üstlenilmesi, yeni kurulan halkla ilişkiler birimi için aşılması pek de kolay olmayan “kimlik” sorunlarına neden olabilmektedir( ).

Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler uygulaması birlik ve eşgüdüm anlayışı dışında yürütülmektedir. Bu konudaki ciddi eksikliklerin başında, bütün kamu kuruluşlarına konu ile ilgili danışmanlık yapabilecek, halkla ilişkilere ilişkin yurt içindeki ve dışındaki gelişmeleri ve buna bağlı olarak yeni anlayış ve teknolojilerden yararlanma fırsatlarını ilgili kurumlara duyuracak merkezi düzeyde örgütsel modele duyulan gereksinim gelmektedir( ).

3. Halkla ilişkiler birimlerinde, uzman personel istihdam edilmesi gerekmesine rağmen uzman personel yetersizliği görülmektedir. Bakanlıkların merkezi düzeyde halkla ilişkiler çalışmalarını yürüten müşavir yada yöneticiler, örgütsel işleyiş konusunda gerekli bilgi birikiminden çoğunlukla yoksundur. Bunların atanmalarında, görevin gerektirdiği niteliklerin mutlak olması gereken hususlar arasında yer almamaktadır.

4. Halkla ilişkiler birimlerinin yeterli ölçüde bütçesinin olmaması nedeniyle, bu birim etkin bir halkla ilişkiler planı hazırlayarak bu planı icraya koyamamaktadır. Bu durum, bu konuda yapılan bir araştırmada, halkla ilişkiler birimlerinin ilk üç sırada saydıkları önemli sorunlar arasında yer almaktadır( ).

5. Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler konusunun anlamı ve dayandığı temel düşünce yeterince anlaşılamamıştır. Bunun sonucu olarak da halkla ilişkiler küçümsenmiş ve örgüt için halkın taşıdığı değer hep görmezlikten gelinmiştir( ).

Halkla ilişkilere yeterince değer verilmemesi nedeniyle, halk tarafından faaliyet alanı ve adı duyulmamış birçok kamu kuruluşu bulunmaktadır. Adı duyulan bazı kamu kuruluşlarında da halkla ilişkiler birimi bulunmamaktadır. Halkla ilişkiler birimi bulunan bazı kamu kuruluşlarında da halkla ilişkiler alanındaki faaliyetlerin oldukça yetersiz olduğu görülmektedir. Bu durum, kamu kuruluşlarındaki yöneticilerin halkla ilişkilere karşı duyarsız olduğunu göstermektedir.

B. Çözüm Önerileri
Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler alanında karşılaşılan sorunlar yukarıda açıklanmıştır. Yukarıda belirtilen sorun alanlarına çözüm önerileri şunlardır:

1. Kamu kuruluşları halkla ilişkiler uygulamasında kendisini halkın hizmetinde bir araç olarak görmelidir. Bunun gereği olarak da aşağıda belirtilen temel ilkeler bir çıkış noktası olarak ele alınıp benimsenmelidir. Buna göre( ):

a. Kamu kuruluşlarınca yürütülecek örgütsel eylem ve işlemler halkın güvenini ve desteğini kazanacak yönde olmalıdır.

b. Yönetime, halkın güven ve desteğini vermesinde, katılımcı, saydam ve insanı merkez alan bir yönetim anlayışı temel alınmalıdır.

c. Yürütülen eylem ve işlemlerde örgütsel açıklık olabildiği ölçüde bütün koşullarıyla sağlanmalı ve halkın yönetimden bilgi edinme hakkı her aşamada önemle dikkate alınmalıdır.

d. Halkla iletişim kurma konusu ciddiyetle ele alınmalı ve kurumsal iletişim kanalları geliştirilerek, bunların her biçimde açık tutulmasına özen gösterilmelidir.

e. Kamuoyuna ve kamuoyu denetimine önem verilmelidir.

f. Kamu kuruluşlarının işleyişinde, yansızlık ve nesnellik ilkelerinin öngördüğü yapısal ortam sağlanmalıdır.

g. Kamu kuruluşlarınca yürütülen eylem ve işlemler konusunda halkın aydınlatılmasına kadar; bu eylem ve işlemlere yönelik olarak, ilgili her kesimin görüş ve düşüncelerinin ortaya çıkmasına ve bunların değerlendirilmesine ortam hazırlanmalıdır.

2. Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler birimleri, kuruluşların başlangıç aşamasında düşünülerek oluşturulmalıdır. Bünyesinde halkla ilişkiler birimi olmayan kamu kuruluşlarında da bu birim kurulmalıdır. Halkla ilişkiler birimlerinin örgüt şemasındaki yeri doğrudan en üst yöneticiyle irtibat halinde bulunacak şekilde olmalıdır.

Kamu kuruluşlarındaki halkla ilişkiler biriminin örgütlenme biçimi, halkla ilişkilerin uygulama aşamalarından araştırma, planlama, uygulama ve değerlendirmeyi etkin bir biçimde yerine getirecek şekilde olmalıdır.

Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler uygulamasını birlik ve eşgüdüm anlayışı içerisinde yürütmek maksadıyla merkezi düzeyde bir kuruluş oluşturulmalı ve doğrudan bir Devlet Bakanlığı’na bağlı olmalıdır. Bu kuruluş özellikle şu konularda yetkili kılınmalıdır( ):

a. Bu alanda yapılacak uygulamaların sonuçlarını izleyip değerlendirmek,
b. Merkezi düzeyde yürütülen görev ve etkinlikler konusunda, kamuoyunun çeşitli yollarla aydınlatılmasını sağlamak,
c. Anılan konuda, kamuoyunun tepkilerini tespit etmek ve değerlendirmek,
d. Kamu kuruluşlarının halkla ilişkiler alanında ihtiyaç duydukları danışmanlık hizmetlerini sağlamak; halkla ilişkiler birimlerinin işlevsel anlamda geliştirilmesine yardımcı olmak,
e. Halkla ilişkiler ve enformasyon konularına yönelik hizmet standartlarını belirlemek ve geliştirmek,
f. Enformasyon alanındaki teknolojik gelişmelerin yönetim sistemine uyarlanmasına yardımcı olmak,
g. Kamu kuruluşlarınca yürütülen halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetleri arasında gerekli eşgüdüm ortamının yaratılmasını ve eşgüdümü sağlamak.

3. Halkla ilişkiler birimlerinin görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için, görevin gereklerine uygun ve yetişmiş insan gücü sorunu çözümlenmelidir. Bu maksatla;

a. Halkla ilişkiler birimlerinin görev tanımlaması yapılarak, bu görev için gerekli insan gücü nitelikleri belirlenmelidir.
b. Görevin gerektirdiği niteliklere uygun insan gücü istihdamı sağlanmalıdır.
c. Halkla ilişkiler uzmanları görev yaptıkları kuruluşu tanımalıdır.
d. Halkla ilişkiler alanında yüksek öğretim düzeyinde yürütülen örgün eğitim programlarının geliştirilmesi ve bunların yönetim biliminin verileri ile desteklenmesi sağlanmalıdır( ).
e. Halkla ilişkiler birimindeki uzmanlık düzeyindeki işgören istihdamı, halkla ilişkiler uzman yardımcılığı, halkla ilişkiler uzmanı ve halkla ilişkiler müşavirliğini temel alan bir geliştirme yaklaşımına dayandırılmalıdır.

4. Halkla ilişkiler biriminin bütçesi, halkla ilişkiler uygulama aşamalarını icraya koyabilecek yeterlilikte olmalı ve birim başkanının harcama yetkisi bulunmalıdır. Birimin bütçesi yeterli olduğunda birim, kamuoyu araştırmaları yapabilecek, halkla ilişkiler planı hazırlayarak bunu icraya koyabilecek ve daha sonra ise planın etkinlik değerlendirmesini yapabilecektir. Bütçe yetersiz olduğunda, bütçenin yetersizliği ölçüsünde halkla ilişkiler biriminin faaliyetlerini icraya koymada eksiklikler oluşacaktır.

5. Kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler biriminin başında bulunan müşavir, bulundukları kuruluşun görev alanlarına giren konularda yetkili kişi olarak, kamuoyunu bilgilendirmelidir. Ayrıca kamu kuruluşlarında “sözcülük” sistemi kurulmalıdır. Bu sözcüler ilke olarak kurum baş yöneticisine hiyerarşik olarak en yakın olan yöneticiler arasından seçilmelidir. Diğer taraftan kamu kuruluşlarında, belirli hiyerarşik kademede bulunan yöneticilere ilgili oldukları görev alanıyla ilgili konularda kamuoyunu bilgilendirmede fırsat tanınmalıdır. Bu maksatla, hizmetin özelliği dikkate alınarak konu ile ilgili yasal düzenleme yapılmalıdır.

İbrahim BOZDAĞ* (Tez)

Editör

Yorumlar

Hüseyin Tümay Berkin   2 Mart 2006, Perşembe

BAŞBAKANLIK VE BAKANLIKLARDA BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİKLERİ ÖRGÜTLENME İÇERİSİNDE YER ALIR. ZORUNLUDUR. İSTİSNA BAKANLIKLAR DIŞINDA MÜSTEŞAR YARDIMCILARINA BAĞLIDIR.
ASIL SORUN, DİĞER KAMU KURULUŞLARINDA FARKLI İSİMLERDE VE SORUMLULUKLARDA OLUŞTURULAN BİRİMLERDİR. GENEL MÜDÜRÜNE UZAK, HATTA GÖRÜŞMESİ BİLE MÜMKÜN OLAMAYAN, BİLGİLERE ERİŞEBİLMESİ İSE ANCAK İÇ YAZIŞMALARLA MÜMKÜN OLAN BİR HALKLA İLİŞKİLERCİ, FİLANCA DAİRE BAŞKANLIĞINDA FALANCA MÜDÜRLÜĞE BAĞLI ŞEF OLARAK NE YAPABİLİR Kİ ? YA DA BİR BAKANIN BASIN DANIŞMANI GERÇEKTEN MÜSTEŞAR YARDIMCISINA BAĞLI OLARAK HAREKET EDEREK BAKANININ BASINLA İLİŞKİLERİNİ NASIL SÜRDÜREBİLİR ?
BAKANLIKLARDA OLUŞTURULMUŞ "İSTİSNAİ MÜŞAVİR" KADROSU BU SORUNU BİR ÖLÇÜDE ÇÖZMEKTE... ANCAK BİR GENEL MÜDÜRLÜKTE ŞU AN Kİ MEVZUATLA DIŞARIDAN YA DA İÇERİDEN BİR İLETİŞİMCİNİN ÖRNEĞİN YÖNETİME BASIN DANIŞMANI OLARAK ATANMASI MÜMKÜN GÖRÜLMÜYOR...(İSTİSNA BİR KAÇ KURUM VAR )
YANİ, BU KURULUŞLARIN İLETİŞİMİ DE MÜHENDİSLERE KALIYOR...

EBRU ASLAN   5 Aralık 2006, Salı

Öncelikle böyle bir site hazırladığınız teşekkür etmek istiyorum.Ben Afyon Kocatepe üniversitesi İşletme bölümünde okumaktayım.Benim halkla ilişkiler dersinden bi ödevim var.ödev halkla ilişkiler kamu kuruluşlarında nasıl bir faaiyet gösterdiği üzerine.ben merak ediyorum halkla ilişkiler neden bu kadar önemli?günümüzde de bunun önemi giderek artıyor.yanıtlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim.

yusuf_sfi   3 Mart 2007, Cumartesi

çok sağolun
ellerınız dert görmesin...

SEZEN   15 Mart 2007, Perşembe

burda yayınlanan yazılar çok güzel. her seferinde yeni birşeyler öğreniyoruz.. bir turizm işletmesinde halkla ilişkiler müdürü olarak çalışıyorum. müşterilerle ilişkiler konusunda biraz daha bilgi verirseniz çok sevinirim.

ebru   22 Mart 2007, Perşembe

merhaba bence çok iyi yazıyorsunuz. biraz yerel yönetimlerdeki halkla ilişkilere değinirseniz çok iyi olur.bu alanda çalışma yürütüyorum ve klasik tarzın aşılmasına dönük bazı çabalarım var.

Özgür   28 Haziran 2007, Perşembe

Yazınızı ilgiyle okudum; ama özellikle yazınıza yönelik eleştiriler/düzeltmeler olabileceği inancıyla yorumları okumaya başlayınca üzüldüm.
Çoğunun yazının tamamını okumadan, hatta yorumları okuyarak yorum yazdığını düşündüğüm bir yığın gereksiz mesaj.
Ödevine yardım isteyenden, yeterli kopyayı çekemedim şu konularda da yazın yüzsüzlüğüne varan istekler.
Öğrencilerin konuyla ilgisiz mesaj ve yorumları da dahil.
Bunun yeri burası değildir. yardım için bu başlıklı makale seçimi de gerçekten anlamsız!

Gölge çiçeği   25 Temmuz 2007, Çarşamba

Sizi yürekten kutluyorum, çok güzel noktalara değinmişsiniz. Özellikle de "Türkiye’de halkla ilişkilerin önemi bütün kamu kuruluşlarınca anlaşılmaya başlanmış olmasına rağmen halen görevli elemanların çoğunluğu halkla ilişkiler alanında mesleki eğitim görmüş kişiler değildir." düşüncesine çok fazla katılıyorum.14 yıl özel sektörde PR yaptıktan sonra kamuda yapmaya çalışıyorum; ancak büyük bir olasılıkla tekrar özele geçeceğim. Eklemek istediğim bir nokta da; kamuda "Basın ve Halkla İlişkiler" ya da "Halkla İlişkiler ve Tanıtım" ifadeleridir. Halkla ilişkiler iki yönlü süreçtir; tanıma ve tanıtmadır.Ve halkla ilişkilerde basın, halkla ilişkilerin gözbebeğidir. hala bu kavram kargaşasını idrak edemeyen "sözde"Halkla İlişkilerciler, lütfen herkes ait olduğu yere...Sevgiyle kalın dostlar....

şükriye içen   26 Temmuz 2007, Perşembe

böyle bir site açıp bizi bilgilendirdiğiniz için sonsuz teşekkürler

mehmet...   23 Ekim 2007, Salı

Toplumsal sorunları çözmek için oluşturulmuş olan kamu kuruluşları ise, değişimin gerisinde kaldıkları için hantallaşmakta, toplumsal talepleri karşılayamaz duruma gelmektedir. Halkla ilişkiler birimleri, planlayıp yürütükleri sistematik, düzenli çalışmalarla, içerisinde yer aldıkları örgütün gözü ve kulağı olmak ve örgüt çevresinde olup biteni örgüte aktarmak böylece örgütsel körleşmenin oluşumunu engellemek gibi roller üstlenmektedirler.

zeliha   1 Kasım 2007, Perşembe

selçuk üniversitesi halkla ilişkiler ve tanıtım 4.sınıf öğrencisiyim bölümümü çok seviyorum ancak Türkiyede halkla ilişkilere gereken önem verilmiyor.Farklı bölümlerden mezun olmuş insanlar bizim işimizi yapıyorlar bence herkes kendi işini yapmalı.bu arada yzınız çok güzel olmuş ağzınıza ve yüreğinize sağlık.

mehmet sait ertaş   4 Ağustos 2008, Pazartesi

Yazdığınız yazıda çok önemli noktalara değinmişsiniz lakin bu konuda hiç gelişme görülmemektedir kamu kurum ve kuruluşlar olsun özel sektör olsun halkla ilişkilere değer verilmiyor halkın görüşleri pek önemli olmuyor böyle bir ortamda tabi ki bunu bir düzene sokmak için çalışmalıyız ama şunu unutmayalım ki Türkiye´de torpil kavramı olduğu sürece bir halkla ilişkileri okuyan bir şahıs değil doktorluğu bitiren bireyler bile bir iş bulamıyorlar böyle bir ortamda sesizmizi duyurabilecek daha önemli yazılar yazmalı bu konuda yetkililerin önemli bir adım atmasını sağlamalıyız...
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.