Yaşamın kavranması gereken özü...

Köşe Yazısı - 25 Mayıs 2007, Cuma
YazıYorum: Şahnur Karaağaç
tekâmül yaşamın kavranması gereken özü...

Başını hafifçe yana eğmiş, gözleriyle tarıyordu etrafını...
Yerde rastgele atılmış ahşap parçalarına takıldı bakışları,
bir ıhlamur parçası? Hayır, işlemesi kolay, fazla kolay...
Çok yumuşak.
Bir parça kavak öte yanda,
o da uygun olmaz diye düşündü,
her harekette istenenden fazla parça kopar, kontrol nâmümkün.
Ya mauna ne demeli?
Fazla sert, ketum, müdahaleye kapalı...
İşte tam o anda gördü...
Gül ağacı...
Yaradılışında varolan zarafetle, kızıla çalan pembeliğiyle...
Hem güçlü ve mukavemetli,
Hem hassas ve işlenebilir...

Metreye uzandı, ölçtü, düşündü...
Önce kenarlarını düzeltti, sonra ağır ağır yürüdü hızara...

Böğründe keskin bir acı hissetti gül ağacı, gittikçe artan 
ve bir ses, içini parçalayan,
bekledi vakurla gül ağacı,
hayatın ona sunduğu sürprizi...

Yarıya kadar biçildi gül ağacı bir tarafından,
tam bitti sandığında, diğer yandan...
Hala bütündü, yek parça...
Anlamadı o an,
ama bekledi...

Kalemle işaretledi, matkabın gireceği yerleri
ve açtı sabırla kıl testerenin gireceği delikleri...
Gül ağacı buna da bir anlam verememişti.
Ne istiyordu ondan, neden kanatıyordu etini?

İskarpeleye uzandı usulca,
boşalttı sabırla kıl testerenin ayırdığı yolları,
bir yol açtı yukarı,
bir yol da aşağı...

Sonra çevirdi arkasını şefkatle tutarak,
gül ağacının katlandığı acıyı anlayarak...

Yine başlıyordu aynısı, bu sefer sırtında...
İskarpele her değişinde etine, bir parçasını ayırıyordu bedeninden...
Neden yapıyordu bunu, bunlar neden çevresindeki onca ahşabın değil de kendi başına geliyordu,
bu haksızlık değil miydi?...
Ihlamurla kavak sessizce bakıyordu uzaktan ona,
kendi canlarını kurtarmış olmanın şansına sevinerek...

İnce zımpara derisinde gezindi sonra,
etinden et kopardı zerre zerre...

Daha küçük bir bıçağa uzandı sonra,
ucu hafif yuvarlak...
Gül ağacı sevindi biraz...

İskarpele başladı yine gezinmeye, tüm sınırlarında,
yonga yonga döküldü teni yere...

Üfledi hafifçe, ellerini gezdirdi tüm derisinde...
Sevgiyle...

Kaldırdı ayağa gül ağacını,
tutup kollarından ayırdı iki yana yavaşça...

"Tanrım!" dedi gül ağacı, bu da ne?
İki yana açılan iki kol,
tanrıya şükranla açılan, bir semazen edasıyla.

İki yana açılan iki ayak, dengeli... Mağrur...

Ihlamurla kavak şaşkın, seçilen olmamanın verdiği hisle kıskanç...
Kadın, bakarken eserine, gururla dolu...
ve şefkatle...
Bakarken sessiz ve vakur gül ağacına...

Gül ağacı evinin en görünen yerinde duruyor artık,

acı ve mutlulukla tekâmül, Rahle haliyle...

Ahşap Oyma Rahle











Şahnur KARAAĞAÇ
Genel Yayın Yönetmeni
Halklailiskiler.com.tr



Tekâmül: olgunlaşmak, gelişmek.
Zerre: 0,00156 g olan ağırlık ölçü birimi.
Yonga: Kesilen, yontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça.
Rahle: Üzerinde kitap okunan, yazı yazılan, tek parça ahşaptan oyularak hazırlanan, açılıp kapanabilen alçak, küçük masa.
 

123301 kez okunmuş Şahnur Karaağaç

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Hayat denize güzel...   1899 gün önce eklendi
Ay ne gerek vardı?   2064 gün önce eklendi
#PZ2016 Katlı Değer Yaratmanın Yolları   2082 gün önce eklendi
'HİÇ' kolay değil...   2649 gün önce eklendi
Pirinç tanesi...   2651 gün önce eklendi
Bazı zamanlar vardır utanırsınız...   3019 gün önce eklendi
Ailece harikalar diyarında...   3085 gün önce eklendi
19. İnsan Kaynakları Zirvesi Geniş Özeti   3106 gün önce eklendi
İletişimcilerden bir yeni mesajınız var...   3155 gün önce eklendi
'Pazarlama Zirvesi'nde neler konuşuldu?   3176 gün önce eklendi
Sıkıntılı Bir Durum Var!   3594 gün önce eklendi
Pardon Ama Fermuarınız Açık!   3692 gün önce eklendi
Kriz Benim Krizim Değil (mi?)...   4177 gün önce eklendi
Cuma sabahı çöplerimizi kapıya çıkarıyoruz!   4278 gün önce eklendi
O Bizim Kıymetlimiz   4314 gün önce eklendi
Artık meşe palamudu filizlenecek...   4390 gün önce eklendi
Havale Ediyorum...   4421 gün önce eklendi
Aman dikkat, yazılı iletişimde yanlış anlaşılmalar olabilir   4568 gün önce eklendi
Zor Yıllar...   4699 gün önce eklendi
Vurun Kahpeye   4786 gün önce eklendi
BÜMED Mezunlar Günü'ne Renk Kattılar   5174 gün önce eklendi
Onlar Oradaydılar...   5268 gün önce eklendi
Çocukları lösemi ile mücadele eden kadınlarımız...   5283 gün önce eklendi
Kol'u kullan!   5332 gün önce eklendi
Bir ürünün marka olabilmesi konusunda, siz ne dersiniz?   5395 gün önce eklendi
• Yaşamın kavranması gereken özü...   5566 gün önce eklendi
Söz uçar, yazı kalır   5687 gün önce eklendi
Finans ve Halkla İlişkiler?   5747 gün önce eklendi
Her 10 Kasım'da...   5762 gün önce eklendi
Büyüyünce Ne Olsam?   5862 gün önce eklendi
İşte size bir hikaye;   5876 gün önce eklendi
Bir Sen bir ben bir de deniz olsa   5898 gün önce eklendi
Hayır efendim, anlatamadınız!...   5960 gün önce eklendi
Kadınlar Pazarı diye bir yer   5981 gün önce eklendi
Altın Müşteri Ödülü   5996 gün önce eklendi
Islak gündem   6001 gün önce eklendi
Deveye sormuşlar...   6008 gün önce eklendi
Ben ki Tanrıça İştar'ım   6009 gün önce eklendi
Öylesi de var böylesi de   6035 gün önce eklendi
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir   6058 gün önce eklendi
Yıldırır :)   6087 gün önce eklendi
Sen hiç deve gördün mü?   6109 gün önce eklendi
Başımla Beraber...   6154 gün önce eklendi
Ne kadar az veri, o kadar çok bilgi(!)   6218 gün önce eklendi
Bitlis'ten misafir geldi!   6249 gün önce eklendi
Kendi İletişiminiz İçin...   6289 gün önce eklendi
Bu Şehirde   6301 gün önce eklendi
Dünyaca ünlü marka 5 lira Regal 4 lira   6307 gün önce eklendi
Seviyorum,   6322 gün önce eklendi
Ta ki karıncalar çıkana kadar...   6331 gün önce eklendi
Kutlu Olsun!   6331 gün önce eklendi
Erman Hocayla iletişim sanatı   6333 gün önce eklendi
Hey, Başın dertte!   6339 gün önce eklendi
PR'ciler! Şebin Karahisar'dan Çağrınız var!   6344 gün önce eklendi
Alışveriş Merkezi diye bişey...   6346 gün önce eklendi
Sen taviz kapısını bir defa aralarsan..   6354 gün önce eklendi
Turizm sektöründe tartışma bitmiyor   6357 gün önce eklendi
Haftasonu Uludağ Gözlemleri   6361 gün önce eklendi
Aziz Nikola out, Noel Baba in olmuş...   6366 gün önce eklendi
Marka bebekler   6368 gün önce eklendi
Turizm Acenteleri PR firması değildir!   6379 gün önce eklendi
Slogana vuruldum   6386 gün önce eklendi
Dilerim...   6397 gün önce eklendi
Hoş Geldi   6416 gün önce eklendi
Sinek Küçük...   6417 gün önce eklendi
Hilal Ay demektir, Ahmer ise kırmızı....   6424 gün önce eklendi
Virüsü Başka Yerde Aramayın   6428 gün önce eklendi
Evin Reisi kim?   6430 gün önce eklendi
Umarım hafızası zayıf insanlar olmaktan kurtuluruz   6457 gün önce eklendi
Pırlanta, Sonsuza Kadar   6462 gün önce eklendi
İyi niyet   6473 gün önce eklendi

Yorumlar

aşk-ı memnu   12 Haziran 2007, Salı

Yine başlıyordu aynısı, bu sefer sırtında...
İskarpele her değişinde etine, bir parçasını ayırıyordu bedeninden...
Neden yapıyordu bunu, bunlar neden çevresindeki onca ahşabın değilde kendi başına geliyordu,
bu haksızlık değil miydi?...
Ihlamurla, kavak sessizce bakıyordu uzaktan ona,
kendi canlarını kurtarmış olmanın şansına sevinerek...



Kim söyleyebilir ki yukarda geçen ifadelerin sadece bir rahlenin yapımı ile ilgili olduğunu

Tülay İSEN ÖZGİRAY   3 Temmuz 2007, Salı

Merhaba Şahnur ablacığım. Siteyle yeni tanıştım. Tesadüfen yazılarınızı gördüm ve çok mutlu oldum. Çok başarılı olduğunuzu belirtmeden geçemeyeceğim. Yürekten tebrikler....

seda   23 Temmuz 2007, Pazartesi

ben bu yazıdan hayatımla ilgili şöyle bi şey çıkardım. Sanırım hayatta mutlaka acı çekmeliyiz, bedel ödemeliyiz. Şunu da unutmayalım bedelini peşin ödediğimiz ama mutlu olamadığımız zamanlarda çok yoruluyor insan. Ülkem için endişelerim var. Umarım bu güzelliğin bu cennetin bedelini daha fazla ödemeyiz çünkü ceddimiz yeterince ödedi ...

Nedim Çalapkulu   28 Temmuz 2007, Cumartesi

Şahnur hanım yazınızı büyük bir keyifle okudum.
Biz insanlar durduğu yerde sıkıntı çekmeden olgunlaşıp gelişeceğimizi sanıyoruz işler bize göre yolunda gitmediğinde sızlanıyoruz ve sonra keşkeee diyoruz ama iş işten geçmiş oluyor.
Yazınızınızla bana gerçekleri farklı açıdan düşünme fırsatını yaşattığınız için teşekkür ederim.

abdurrahim   11 Ağustos 2007, Cumartesi

Şahnur hanım yazılarınızı beğenerek okuyorum. Umarız buluşmalar size farklı bir gelişmeyi beraberinde getirir. Geceye olan katkınız dolayısıyla sizlere ve ekibinize teşekkür ederim.
Referans Medya

gülşah   12 Ağustos 2007, Pazar

Şahnur Hanım yazınız çok güzeldi.ne kadar güzel benzetmelere yer vermişsiniz.sizden bir ricam olacak bende halkla ilişkilerden yeni mezun oldum.ama nereden başlamalıyım.çok stresliyim ve çaresiz:( yardımcı olun lütfen!

hatice çavdar   15 Ağustos 2007, Çarşamba

mrh şahnur hanım yazınızı tesadüfen okudum fakat çok begendim,bana gerçekleri farklı açıdan düşünme fırsatını yaşattığınız için teşekkür ederim akdeniz haber......

nesimi   17 Ağustos 2007, Cuma

insan tıpkı bir agaç gibi büyür olgunlaşır ve ölür bazen acı çekerek bazende mutluluk içinde acınızı biyüterek yaşayın tıpkı büyüttügünüz sevginiz gibi sizin olmaktan çıkan ve sadece acınızı hatırlatan sevginiz gibi hayatı anlamlı kılan sevginin ve acının bir arada var olmasıdır bütün varlıgımızla direnmeliyiz bizi biz eden bu duygulara

merve parlakgüneş   23 Ağustos 2007, Perşembe

şahnur hanım,gerçekten harika bir yazıyla çok güzel mesaj vermişsiniz. meseliğini çok seven ama yeni mezun olduğu için iş bulmakta zorlanan biz genç pr´cilerin bu tarzda yazılara gerçekten çok ihtiyacı var. buna benzer yazıların devamının gelmesi dileklerimle... :)

SEVİNÇ   29 Ağustos 2007, Çarşamba

Şahnur Hanım Merhaba

Siteye tesadüfen girdim ve yazınızı okudum, çok güzeldi. Ben de halkla ilişkiler bölümünü yeni kazandım. Şimdiden gözüm korktu. Bu kadar insan dışarıda.

nilüfer   29 Ağustos 2007, Çarşamba

ben halkla ilişkiler mezunu değilim.iktisat bölümü mezunuyum.sitenize tesadüfen girdim.çok hoşuma gitti.şu an bir işim yok.hayatımında sıkıntılı bir dönemindeyim.hatta bugün baya sıkıntılı.sizin yazmış olduğunuz bu yazıdan etkilendim.sıkıntıların bir anda kaybolduğunu hissettim.size teşekkür ederim böyle güzel bir yazı yazdığınız için.başarılarınızın devamı dileğiyle.hep mutlu kalın.bizimle güzel hikayelerinizi paylaşın....

çağla   20 Eylül 2007, Perşembe

çok hoş bir yazı

dilek   13 Ekim 2007, Cumartesi

şahnur hanım e_posta adresınız varmı.ben halklaiışkıler ögrencısıyım.sızınle nasıl ıletışıme gecebılırım

figen   13 Ekim 2007, Cumartesi

Olgunlaşmak için acı çekmek gereklimidir.Yada acı vermek; asıl önemli olan içimdeki bencillikten sıyrılmak değil midir? Bu sayede öğrenirken hayatı hem acımamış hem acıtmamış olmazmıyım?

jade   16 Ekim 2007, Salı

Hayatta ´gül´ iseniz etrafınızda mutlaka ´kavak´ gibi ´ıhlamur´ gibi acınızla mutlu olanlar olacaktır.Ama gül işte her zaman sonunda gülende o olacaktır.

Meral Göşgün Ceylan   18 Ekim 2007, Perşembe

Merhaba Şahnur Hanım,
Yazınızı okurken insanın içinin sızlamaması mümkün değil. Hep hissetmedik mi zaman zaman gül ağacının başına gelenleri ? Ellerinize sağlık. Esenlikler Dilerim.

melek   27 Ekim 2007, Cumartesi

sizi tebrik ediyorum.bir varoluş ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.biraz acı versede seçilen olmak, iyidir.tıpki gül ağacı gibi.

fevzisonmez   22 Kasım 2007, Perşembe

şahnur hanim meraba,
sizi tebrik ediyorum, yazilarınız mukkemmel olmus elinize sağlık basarilar dilerim...yurekten sevgiler

fatma   28 Ocak 2008, Pazartesi

şahnur abla yazınızla ilk karşılaşmamın mutluluğunu yaşıyorum tebrikler harika yazmışsınız yüreğinize sağlık

kadir.xz   21 Ekim 2008, Salı

Çok güzel bir yazıydı insanın düşünmediklerini düşünmesine yardımcı oluyor.

ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI   23 Haziran 2010, Çarşamba

Şahnur kardeşim gül ağacı hak ettiği değeri buluyor evin en görünen yerinde, bence burda çok şey anlatmıssın. insanlar güzel bir karekter onurlu yaşam anlayışı ve yeteneklerini ortaya koyduğunda hak ettikleri değeri ve yeri bulacaklarına inanmaktayım artık bu yazını okuduktan sonra.
saygılarımla

Samet HAMİŞ   19 Ağustos 2011, Cuma

Sitede yeniyim nerde ne var bilmiyorum sadece okuyorum ama her okuduğum yazı birbirinden güzel
Yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı...
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.