Yaşamın Her Safhasında Öğretmenlerimiz

Köşe Yazısı - 24 Kasım 2010, Çarşamba
İş ve İşletme: Recep Ali Aksoylu
 
Endüstriyel toplumda önemli günler ne kadar çoğalırsa çoğalsın, bazıları var ki yüklendikleri anlam ve misyon hiçbir zaman azalmıyor. Çok uluslu firmaların pazarlama amaçlı  günlerinin kapsamına girmeden değer bulan bu günlerin biride Öğretmenler Günü. “Öğretmenler Günü” nü her yıl 24 Kasım’da kutluyoruz. 24-30 Kasım tarihleri arasındaki sürede “Öğretmenler Haftası”… Ulu önderimizin geleceğimizi emanet ettiği öğretmenlerimizin bir güne, bir haftaya sığdırılamayacak sembol günleri…
 
Yakın geçmişe kadar önemli, üzerinde durulması, anımsanması gereken bir konunun yılda bir kez gündeme gelmesi, o konuda etkinlikler düzenlenmesi, hatta tüm hasletin bir kerede tüketilmesi konusunda muhalif olmasam da kayıtsızdım. Ama birkaç yıldır bende farklı düşünüyorum. Değer verdiğimiz kişi ve kurumlara her gün, her an duymamız, göstermemiz gereken sevgiyi yılda bir kez de taçlandırmamız fevkalade güzel bir davranış. Ayrıca kabul etmemiz gerekir ki, İstanbul gibi metropollerde yaşayanlar sevgilerinde, uslarında zerre kadar azlık olmasa da koşulların, hatta yaşamın kendisinin güçlüklerinden dolayı zaten sevdiklerine sevgilerini sunabilmekten yoksundurlar. Bu nedenle hiç olmazsa yılın belli günlerinde programlarını denkleştirerek sevgilerini sunabilme, ihmallerini telafi edebilme şansını yakalayabildikleri için bende bu günleri oldukça önemser oldum.  
 
Öğretmenlik bir meslek, öğretmende, öğretme işini görev edinen kişi… Kişinin öğretmen olabilmesi için öğretmen yetiştiren bir okulu bitirmesi, bu konudaki gerekli formasyonu almış olması gerekiyor. Ancak yaşam çizgimiz süresince bir de bu akademik formasyona tabi olmadan bize eğitici olanlar vardır. Ben en az İslampaşa İlkokulunun da ki Şuayip Demirci öğretmenim, Lisedeki Nurhayat Mercan, Sevil Mahmutoğlu, Üniversitede ki Orhan Türkdoğan, Hayati Doğanay, master dönemimdeki Hayri Ülgen, Tamer Koçel hocalarım, hatta Amerika da seminerlerine katıldığım Brigitte kadar üzerimde emeği olan, dağarcıklarındakilerden benim ihtiyacım olanları bana veren “değerli büyüklerimi, eğitmenlerimi” de her zaman aynı duyguyla anımsar, saygıyla, hürmetle ellerinden öperim.
 
Eğitimime, üzerime katkısı olan tüm öğretmenlerimi temsilen her dönemden bir iki öğretmenimin ismini yazabildim. Yakup Özkan’dan üniversite tercihimi belirlemede birinci derecede etkili olan Yaşar Bulgurcu’ya, Yıldırım Öner’den (halen yazılarımı düzenli okuyan) Sadrettin Haşıloğlu hocama kadar hepsine saygılarımı arz ediyorum.
 
Formasyona tabi olmadan eğitimlerimize katkısı olanların bir kısmını tanırız, biliriz ve onların farkındayız. Bir de farkında olmadan dağarcımızı geliştirmemize katkısı olanlar var. Bunlar bazen yanımızda, evimizde çalışan bir mesai arkadaşımız, alışveriş ettiğimiz bir yerin mensubu, hatta aracına bindiğimiz bir sürücü de olabilir. Hepsine müteşekkiriz. Her kesin olduğu gibi benimde isimlerini sıralayarak, her birini saygıyla anmak isteyeceğim üzerimde emeği olan, kendilerinden hem mesleki, hem de insanı değerler edindiğim öğretmenlerim var. Yüksek lisans öğrenciliğim döneminde ADEL FABER kalemlerinin isim babası Adnan Ellialtı (rahmetli) yanında Tahtakale’de 4,5 yıl çalıştım. İş başında, seyahatlerde, gün bitiminde; pazarı, hedef müşteriyi, zamanlamayı, ürün geliştirmeyi, müşteri geliştirmeyi ve tekilayı tanımamda bana çok katkı sağladı. Sonra Evyap Grubunda ve Sagra’da yüklediği rütbe ve sorumlulukların altından kolayca kalkabilmeme laf aralarında verdiği öğütlerle katkı sağlayan Ergun Karagöz. Maliyetleri düşürmede en önemli tasarruf kaleminin karlılığı ve performansı artırmak olduğu, kendisinden öğrendiklerimden ve uygulamaya özen gösterdiklerimden sadece bir tanesi. Bir diğer eğitmenim İbrahim Arıkan.  Aslında o meslek olarak da öğretmen. Ama bana Fizik değil, eğitimini aldığım, başkalarına da öğreticisi olduğum “yönetim” konusunda örnek oldu. Hem de olgun dönemimde. Onun için Türkiye’de adı “çağdaş ve modern eğitim” kavramıyla birlikte anılan Sayın İbrahim ARIKAN da benim için 24 Kasımların “baş öğretmeni” dir. İbrahim Arıkan, Sorgun’un okulu olmayan Salur köyünden çıkarak önce fizik öğretmeni oldu. Üniversite’de kalmayıp kurucusu olduğu “MEF Eğitim Kurumları” ile beraber 1971’den bu yana eğitim sistemimizdeki değişiklikleri yakından takip etmiş, sorunlara çözümler üretmiş, öneriler sunmuş, pek çok ilklere imza atmış ve her koşulda öğretmen ve eğitim dünyamızın yanında olmuştur. Eğer izinleri olursa diğer tüm öğretmenlerimin, eğitimime katkıları olan değerli insanların adına İbrahim Hocamın elini öpeceğim. Tabiî ki her biri doğal baş öğretmenim olan (hepimiz içinde aynı) Sevgili Annem Aynur’un, babam Cevri’nin de ellerinden öpüyorum.    
 
Öğretmenlerimiz, aile ortamından çıkıp toplumsal hayata ilk adımlarımızı attığımız ana okulundan itibaren (üniversite bitene kadar değil) yaşamımızın her safhasında hep yanı başımızda olan ebeveynlerimiz dışında muhatap olduğumuz ilk sosyal otoritedir bizler için. Düşünce ve davranış biçimlerimizin olgunlaşmasında ebeveynlerimizin de önüne geçebildiklerinden tarih boyunca tüm toplumlar tarafından yüceltilmişlerdir. Bana bir harf öğretenin kölesi olurum ifadesi, bunun en belirgin örneğidir.
 
Bir dönem yeterince eğitilmeden, yetiştirici kıvamı kazandırılmadan mesleğe soyundurulanların aksine son yıllarda üniversitelerimizin öğretmen yetiştiren bölümlerine daha seçkin öğrencilerin  başvurduğunu memnuniyete gözlüyoruz. Günümüzde mesleğinin hakkını; bilgi dağarcığı ve duruşu ile, kültürü ile verebilecek gençlerin tercih etmesiyle Büyük Atatürk’ün dediği gibi öğretmenler geleceğin öğretmenlerini de,  diğer bir çok meslek erbabının da, kısaca gelecek nesillerimizin de gönül huzuruyla teminatı olacaklardır. 
 
Atatürk yeni Türkiye'nin yaratılmasında öğretmenlere büyük görevler düştüğü inancındaydı. Bu yaklaşım gereği çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin, öğretimin yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı ve cumhuriyetin ilanıyla birlikte yurdumuzun her yanına yeni okullar açılmaya başladı. 1928 yılında Arap harflerinin kaldırılıp yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk harflerinin kabulü sonrası okuma - yazmayı yaygınlaştırmak için okul çağı dışındaki yurttaşlara okuma - yazma öğreten “Millet Mektepleri” ni açtırdı. Bu okullarda yazı tahtasının başına geçerek kendiside bizzat dersler verdi. 24 Kasım, 11 Kasım 1928 günü Bakanlar Kurulunun Ata'ya Başöğretmenlik sıfatını vermesinden sonra Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür. Başöğretmenimizin “ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir” dediği öğretmenleri olarak. O’nun 100. doğum yıldönümü olan 1981 yılından itibaren de her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlamaktayız.
 
Daha sonraki yıllarda tek günlük programı geliştirilerek 24-30 Kasım tarihleri arasındaki süreyi “Öğretmenler Haftası” olarak kutlamaya başladık. Hafta boyunca da öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenlerin önemini kavratmak, öğretmenlerimize kamunun, kurumların ve bireylerin verdiği değeri belirtmek, onları onurlandırmak amacıyla etkinlikler düzenlenmektedir. Bu sayede de öğretmenleri ve öğretmenliği toplumun gündeminde tutmak mümkün olmakta, gençlere öğretmenlik mesleğini tanıtmak ve benimsetmek için ayrı bir önem kazanmaktadır.
 
Bu vesile ile tüm öğretmenlerimizin Öğretmenleri Gününü kutluyor, selam ve sevgilerimi arz ediyorum.
 
Recep Ali AKSOYLU
aksoylu@acoor.net
 

5142 kez okunmuş Recep Ali Aksoylu

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Askıda Mama ile Patilere Can Oluyorlar   536 gün önce eklendi
Küçük şeylerden de mutlu olabiliyoruz   549 gün önce eklendi
İçimiz dışımız Korona, hepimizi aldı horona   605 gün önce eklendi
Milli tamam, Türk Malı Yerine Yerli Üretim Ne Kadar Doğru?   683 gün önce eklendi
Nihayet Makamının Müzikleri ile Afife Tiyatro Ödülü Burçak Çöllü'ye...   926 gün önce eklendi
İnsana saygı...   1267 gün önce eklendi
Yük taşıdıkça ağırlaşır...   1349 gün önce eklendi
Kötünün kötüsü bir çalışma!   1396 gün önce eklendi
İnsanı çaydan soğutan reklamlar   1448 gün önce eklendi
Çayluktan Kürsüye...   1841 gün önce eklendi
Ekilen Biçiliyor   2168 gün önce eklendi
Bayim olur musun?   2230 gün önce eklendi
Marmara depremi daha gerçekleşmedi...   2295 gün önce eklendi
Kampanya kime neden yapılır?   2311 gün önce eklendi
İthal çay tüketenlere lafım...   2330 gün önce eklendi
Hesabı Kitabı, Kuralı Olmayan Futbol Endüstrisi   2574 gün önce eklendi
Alkışta Cimri Olmayalım   2708 gün önce eklendi
Feshane'nin ardından...   2766 gün önce eklendi
Franchising'e bir de bu açıdan bakın...   2834 gün önce eklendi
Temiz gözükmek mi, temiz olmak mı?   2991 gün önce eklendi
Emekleyen didi kiviyi uçurabilir mi?   3041 gün önce eklendi
di di Soğuk çay ve Çaykur   3075 gün önce eklendi
Haçapuranın Taşı, Kayığun Eğmeleri!   3203 gün önce eklendi
Sadık Müşteri Olmamı Sağlayan 3 Örnek   3240 gün önce eklendi
Kuruşumuz Hangi Satıcıya Nasip Oluyor?   3256 gün önce eklendi
Mahsun'un Dizisi Şive'den Çaktı   3306 gün önce eklendi
Tesis Yönetimi - Facility Management Dedikleri...   3316 gün önce eklendi
Yazdığını Okuyamayan 'Mürettip'lerle İş Görmek   3335 gün önce eklendi
Temizliğin Fuarında Buluşalım mı?   3355 gün önce eklendi
Elini Taş'ın Altına Koyanlarla Başarmak   3361 gün önce eklendi
AYDER'İ KAYIP MI ETTİK?   3380 gün önce eklendi
TAŞERONLUK ÇALIŞANI RİSKE ETMEK MİDİR?   3546 gün önce eklendi
Rize'den Kargonuz Var! 'Green Life'   3702 gün önce eklendi
Erzurum Kongresi Ve Juliet'in Balkonu...   3772 gün önce eklendi
Sınav Yolunda Annelerimizle Beraber   3858 gün önce eklendi
Leyla'nın Evi, Onur'suz Sergilenecek   4017 gün önce eklendi
• Yaşamın Her Safhasında Öğretmenlerimiz   4022 gün önce eklendi
Temizlik Sektörünün Kimyası   4097 gün önce eklendi
Rize Bezinin Dayanılmazlığı   4109 gün önce eklendi
Burçak Çöllü... Genç Ve Yetenekli Bir Sanatçı O...   4184 gün önce eklendi
Karadeniz Kadını İfakat   4279 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.