Türkiye'de medya, toplumun neresinde

Makaleler - 26 Eylül 2007, Çarşamba
Bir süre önce radyoları, sonra da televizyonları yazdım.
Çeşitli görüşler aldım bu konularda.
Benim yazılarım da medyayı eleştiren yazılardı ve okurlardan da benzeri eleştiriler geldi.
Medyayı yerden yere vuran, duyarlı kişilerin de sayısı az değil.

NERESİNDE

Öne sürdüğüm görüşlerin medyaya yol göstereceğini umuyorum tabii ki.
Yoksa amacım, medyayı halkın gözünden düşürmek değil.
Medya, herkesin gözü önündedir. Evinize, çantanıza, kulağınıza, gözünüze girer. Sürekli bir yayın bombardımanına maruz kalırsınız. Sizi ilgilendirmeyen bir kısmının zamanınızı boşa harcadığını, israf olduğunu düşünebilirsiniz, eleştirebilirsiniz.

Hatta, medya zaten çoğunlukla da eleştirilir.
Aslında bu eleştirilere ben, “tepki” demeyi daha doğru buluyorum.

Peki bu medya dediğimiz şey, ülkemizde toplumun neresindedir?
Toplumun içinde midir ki, bizi aynen yansıtmaktadır?
Toplumun gerisinde midir ki, bizi yanlış yansıtmaktadır?
Yoksa toplumun ilerisinde midir ki, bizi anlamamaktadır?
Neresindedir toplumun?

Lafı hiç uzatmadan söyleyeyim, Türkiye’de medya toplumun ilerisindedir.

“Bu haliyle mi?” diyeceksiniz belki de…
Evet, ne yazık ki veya ne güzel ki, toplumun ilerisindedir.
Hatta medya ile birlikte reklam ve halkla ilişkiler için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

Bu konularda ülkemizde, dünyada yapılabilecek yatırımların en iyisine sahip olduğumuzu söyleyebilirim.

Konumuz medya olduğu için yine medya ile devam edelim.

EN İLERİ TEKNOLOJİ

Basın teknolojisi 1983’lü yıllarda yakaladı dünyayı. Hatta Avrupa’da öne bile geçmişti. Bilgisayar teknolojisi Türkiye’de kullanılmaya başladığında, Avrupa’da bir başka örneği yoktu. Daha sonra İngiltere’de bu teknolojiyi kullanacak gazeteyi Türkiye’den giden Aytül Özkan ile Nilüfer Öktem hazırlamıştı.

1990’a geldiğimizde televizyon konusunda eksiklerimiz vardı. Yasalarımız uygun değildi. Yurt dışından yayına başlayacak Star’ın reklam yönetmeliğini hazırlarken İtalya’daki binlerle ifade edilen televizyon yayını sayısı beni şaşırtmıştı. İlk televizyon, dünya piyasalarından çok ucuz film almaya başladı. Çünkü Türkiye onlar için pazar bile değildi. Show TV’nin yayınını gerçekleştirdiğimizde dünya piyasalarının gözü Türkiye’ye çevrildi. Çeşitli programlar, maç yayınları, yeni kanallar, ücretli televizyonlar ve rekabet ile Türkiye’de televizyon endüstrisi büyüdü. Yatırımlar en son teknolojiyle yapıldığı için, bugün bu konuda dünyadan geri tarafımız yok. Hatta yabancı yatırımcılarımız bile var. Yasalar izin verse daha da artacak.

Sadece yayın kuruluşlarımız değil, matbaacılık ve baskı konusunda da böyle.

Yani bugün medya, Türk endüstrileri içinde övünülecek bir durumdadır.

YA İNSAN GÜCÜ

Tabi sadece teknolojiye bakarak toplumun ilerisinde olduğunu söylemek mümkün değil. Bir de insan faktörü var. Bu teknolojiyi kullanabilecek, yayınları hazırlayıp gerçekleştirecek yetenek de önemli. Bu konuda da en iyi yetenek ve uzman kadrolara sahip olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta övünebileceğimiz düzeyde.

Ama medyanın bugünkü görüntüsüne bakarak “nerede bu yetenekler, uzmanlar” diyebilirsiniz.

HALK BÖYLE İSTİYOR AÇIKLAMASI

Bildiğiniz gibi mecralar, birer yayın kaynağıdır. Bu kaynakların tamamına da medya diyoruz. Medyanın gerçek işlevine ulaşması için yayın yaptığı toplumla bir iletişim içinde olması gerekir. Sadece yayın yapan bir kaynak, sadece kaynak olarak kalır. Etki ve tepki olmadan iletişim tamamlanmaz. Bu nedenle medyanın da toplum ile etki/tepki frekansını tutturabilmesi gerekir. Bu frekansın dışına çıkınca gelen tepkiler azalır, iletişim kopmaya başlar.

Bugünkü yayınların “halk böyle istiyor” şeklindeki açıklaması, belki durumu biraz izah etmektedir ama doğru bir tanımlama değildir.

Hani o, yayın kuruluşlarındaki göremediğiniz yetenekler, uzmanlaşmış kadrolar var ya, işte onlar hergün, her saat, her saniye, halktan gelen bu tepkileri ölçüp, biçip, rapor üzerine rapor hazırlıyorlar. Bu raporlar da diğerlerine, çok hassas bir şekilde yapacakları yayınları planlama imkanı veriyor.

Belki de o açıklamayı “Halka en çok bu şekilde ulaşabiliyoruz” diye ifade etmeleri daha doğru olabilir.

HANGİ TOPLUM

Toplumun ilerisinde, önünde olduğunu ifade ettiğim medya bugün çok farklı yayınlar yapabilecek durumda ama öyle yaparsa toplumdan uzaklaşmak durumunda. Bu nedenle toplumun frekansında olmak, aynı frekansı tutturmak zorunda.

Yani bugün gözler önündeki medyamız, işte bu nedenle “halkın tam içinde” görüntüsü vermektedir.

Ama bir hususu da unutmayalım tabi.
Ana medya diye tanımlayacağımız basın ve televizyonlar, merkezleri İstanbul’da olduğu için İstanbul medyası olarak bu özelliğe sahipler. Türkiye’nin tamamını dikkate alırsak, iki arada bir derede kalıyorlar.

Sedat Üreten

Yorumlar

Tuna Acar   8 Ocak 2008, Salı

Türkiye´de medya tamamiyle halkla bir bütün oluşturmuştur. İnsanlar hayatlarını yönetememeyi medyaya sığınarak zaten kabul etmiş olduklarını göstermektedirler. Bilgisiz, cahil, aciz kişiler yaşamlarını yönlendirebilecek birşeyler aramaktadırlar. Ülkemizde bu tipteki insanlar ilk önce medyayı daha sonrada siyasi liderleri belirlemişlerdir. Medya toplumun gözü kulağı ve dili olmaktan çıkmıştır. Türkiye´de medya insanları yönlendirmekle kalmayan onlara her istediği yaptıran bir yaptırımdır artık. Buda ülkemizde ne kadar yeni doğan bir bekekten bile aciz insanın çokluğunu ortaya koymaktadır.
Türkiyede medya; sermaye ile özdeşleşen bir olgudur. Sermayenin var olduğu, siyasi gücün var olduğu, maddi-manevi çıkarların söz konusu olduğu yerlerde görülmektedir. Medya ülke ve ülkemiz insanından çok varlığını devam ettirmek için gerekli olan sermayenin ve siyasi gücün temsilciliğini yapmaktadır...
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.