Tek Türkiye ve PR

Makaleler - 19 Ağustos 2007, Pazar
Türkiye’nin geleceğinin teminatı olan Tek Türkiye anlayışını ve Türkiye’nin dış imajını geliştirmek ve güçlendirmek için bilimsel yaklaşımlarla geliştirilmiş bir PR çalışması kaçınılmazdır. Son zamanlarda bölgecilik temellerine dayanan lobicilik faaliyetleri hız kazandı. Özellikle metropol şehirlerde il ve ilçelerin isimlerini taşıyan, ve dayanışma ve yardımlaşma adı altında kurulan bir çok dernek, vakıf ve kurum Türkiye’nin bütünlüğüne fark edilemeyen ciddi boyutlarda zarar verecek ve bu durum Türkiye’yi bir bölgeciliğe doğru sürüklemektedir.
Bölgecilik temelleri üzerine kurulu olan bir ülke her zaman iç çatışmalara müsait bir yapıdadır. Dar gelirli bölgelerden metropol illere göç edenler örf ve adetlerini sürdürmek, dayanışma ve yardımlaşmayı sağlamak için çeşitli dernek ve vakıflar kurmuşlardır. Ancak son zamanlarda seçim kampanyaları, işbaşvuruları ve ticaret gibi konularda referans olarak kullanılması Türkiye’yi bölgeciliğe doğru sürüklemektedir. Özellikle seçim dönemlerinde bulundukları kentlerde il ve ilçe bazlı derneklerin çoğu meclise gönderilecek adayı, belediye başkanını seçimlerden önce belirliyorlar ve antidemokratik bir yaklaşımın temeline dayanan bir aşiret sistemiyle adaylar dernek yönetimi tarafından atanıyor. Bu durumda seçimler sadece sembolik bir demokrasi olmaktan öteye gidilemiyor.
Örneğin A ili doğumlu ve A ili derneğinin referansıyla milletvekili adayı olarak İstanbul’da seçilen x milletvekili meclise gittiği zaman görüntüde İstanbul milletvekili olarak gidiyor ama İstanbul temsilcisi olmaktan çok İstanbul bölgesindeki A ili derneğinin temsilcisidir. Ve yine enteresandır ki bu derneklerin merkezleri kendi ilinde olması gerekirken metropol kentlerde kurulmuştur. Bu dernekler merkezlerini kendi illerine çekmeliler. Örneğin İstanbul’daki A ili derneğinin merkezi yine A ilinde olması gerekirken İstanbul’dadır ya da başka bir metropol kenttedir. Ve İstanbul içinde A ili derneği bölgecilik esaslarına dayalı faaliyetler yapmaktadır. Oysa A ili Derneği, merkezini A ilinde kurarsa kendi iline daha faydalı hizmetler yapabilecektir.
Derneklerimiz temsilci olarak metropol kentlerde kurulmalıdır ama bu dernekler kültürel amaçlı, bölgede bulunan herkese ve her kesime açık kültürel alışverişleri sağlayan, diyalogları geliştiren birer Kültür Merkezleri haline getirilmelidirler. Oysa toplumsal anlamda yaşadıkları kentte geldikleri ilin adeta sınırlarını çizerek faaliyet göstermektedirler. Ve bu dernekler çoğu kez denetlenmemektedir. İllegal amaçlı ve bilinçsizce kullanılmaya en müsait sivil toplum kuruluşlarıdır. Bundan dolayı bu derneklerin faaliyetlerini organize eden birer PR Departmanları bu derneklere daha faydalı hizmetler verebilir. Gerek bu PR Departmanlarının görev ve faaliyet alanları, gerek diğer tüm kurum ve kuruluşlardaki PR Departmanlarının görev alanları ve yetkilerini belirleyen ve bu birimleri denetleyen “bir Devlet PR Denetleme Üst Kurulu kurulmalıdır” (Bkz. Şerefoğlu, E. PR (Public Relations) ve Halkla İlişkiler 2, www.halaklailiskiler.com.tr.).
Dernekler il bazlı marka yönetimlerinde kullanılabilecek en etkili kurumlardır. Örneğin Kayseri sucukların üzerine ‘Made in Kayseri’ damgası vurulması ve Kayseri ilinin Dünyaya sucuk alanında büyük bir marka yapılma hedefinde olması; yine aynı şekilde Kars peynirin üzerine ‘Made in Kars’ olması ya da Antep Fıstığı üzerine ‘Made in Gaziantep’ olması gibi… bunları dernekler aracılığıyla sembolleştirilerek dünya pazarına sunulabilir. Dernekler, ildeki markalarının tanıtımına katkıda bulunmak ve ili bir marka yapmak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak gibi amaçlarında olmalıdır. Buna benzer amaçlar doğrultusunda derneklerin kurulması bir çok ilimizi dünyada marka yapmak ve bu bölgelere ekonomik anlamda büyük bir kalkınma gibi hedefleri olacaktır. Böylelikle bu bölgeler kültürlerini de dünyaya tanıtma fırsatını yakalamış olacaklardır. Türkiye Turizmine katkısı olacaktır. İl bazlı marka çalışmaları Türkiye’yi de saygın marka yapacak ve bu bağlamda Tek Türkiye anlayışı pekişmiş olacaktır.
Türkiye’nin illeri kalkınmak, kültürel zenginliklerini paylaşmak, sosyal yardımlaşmayı sağlamak amacıyla il merkezlerinde dernek ve vakıf merkezleri kurmaları için devlet tarafından desteklenmelidir. Bu merkezlere bağlı diğer illerde şubeler açılabilir hatta yurtdışında da şubeler açılabilir. Açılan şubeler Tek Türkiye esaslarına dayalı bölgenin kültürel değerlerini tanıtma, diyalogların gelişmesi amacında olmalılar. Bu konuda azami derecede titizlik gösterilmelidir. Çünkü bazı bölgelerde bu tip dernekler illegal gruplar tarafında kullanmak gibi girişimler olabilir. Bundan dolayı da bu dernekler sürekli denetlenmelidir. Yerel derneklere birer PR uzmanı dernek üyeleri tarafından valiliğe sunulan isimlerden atanmalıdır. Buradaki PR uzmanı derneğin tüm faaliyetlerinden sorumlu ve Valilik tarafından yetkilendirilmiş kişi olmalıdır. Böylelikle bütün faaliyetlerin legal ve etik boyutlarını göz önünde bulundurarak yapılmasında ve il bazlı marka yönetiminden sorumlu kişi olacaktır.
Doğa güzelliklerine, zengin yer altı kaynaklarına sahip, dört tarafı denizlerle çevrili, denizin şehir ortasından geçen tek ülke, bir çok harikulade körfezlere sahip olan, ve beş yıldızlı tesislere sahip olan Türkiye dışarıda tek yıldızlı bir imaja sahiptir. Türk müteşebbisleri yatırımlarını yaparken PR uzmanlarını göz ardı ediyor. Örneğin doğa güzeli olan İzmit körfezi ağır sanayi ile çevrilmesi ve çevreye ciddi boyutlarda zarar vermesi utanç vericidir. Türkiye turizmine, bölgeye büyük bir kayıptır. O doğa güzelliklerine sahip olan İzmit körfezinde görüntü kirliliği, çevre kirliliği olması ilgili kurum ve kuruluşların Tek Türkiye ve Türkiye geleceğine karşı hassasiyetlerinin olmayışının bir ifadesidir. Bölgedeki şehirler sanayi içinde kaybolma noktasına doğru yol almaktadır. Oysa bu güzel körfezimizdeki sanayiden elde ettiğimiz kazancın çok çok üstünde turizm gelirlerinde elde edebilirdik. Yine bu bağlamda, eğer sanayicimiz sahili işgal etmek yerine bölgeye yakın dağlık alanlarda olsaydı ürünlerini dünyaya tanıtma fırsatını da yakalamış olacaklardı. Türkiye, güzelliklerini dünya pazarına sunabilmesi için donanımlı büyük bir PR Uzmanı ordusuna ihtiyacı vardır. Uzman arkadaşlar Türkiye’nin dünya pazarında söz sahibi olabilmesine engel olan her şeyi tespit edip ilgili kurum ve kuruluşlara iletmeliler. Dünya Pazarında Türkiye gibi platformlar oluşturabilirler.

Erkan ŞEREFOĞLU,
erkanserefoglu@yahoo.com

Mehmet Bozalp

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.