Sosyal Medyanın Depremle Sınavı

Makaleler - 11 Kasım 2011, Cuma

Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Başkanı Murat Karamanoğlu  ve LimonSocial Topluluk Yöneticisi Begüm Büklüm sosyal medyanın depremle sınavını değerlendirdi.
 

MURAT KARAMANOĞLUVan’ın sarsıldığı haberinin alındığı ilk anlarda sosyal medyada paylaşılmaya başlanan deprem, hasarın boyutlarının ortaya çıkması ile sosyal medya takipçilerinin tek gündemi haline geldi. Gücünden her zaman söz edilen fakat bu gücün boyutlarının tam olarak öngürülemediği sosyal medya depremin ardından kısa bir süre içinde haberleşmenin ve yardımlaşmanın merkezi oldu.  Hayatlarımızda çok da uzun bir geçmişe sahip olmayan ve ilk kez bu çapta bir afet gören sosyal medya Van depreminin ardından afet yönetimine katkıda bulunmaya ne denli hazır olduğunu kanıtladı.

Anlık haberleşmede Facebook’a oranla çok daha etkin kullanılan Twitter bu işlevi ile öne çıktı. Yalnızca bilgi akışının gerçekleştiği, haber ve yorumların paylaşıldığı ilk saatlerde gerçekleşen afeti “ilahi adalet” olarak nitelendiren kesim ile bu düşünceye tepki gösterenler karşı karşıya geldi. İfade özgürlüğü sınırlarının çok geniş olduğu bu platformda, insanların günlük yaşantılarında veremeyecekleri tepkileri rahatlıkla ifade etmelerinin ne denli doğru olduğu tartışılırken, sosyal medya takipçileri kendi içinde geliştirdiği refleks ile bu kesim karşısında birlikte hareket ederek daha da kenetlendi.
İlk şokun ardından “ne yapılabilir?” gündemini yaratan sosyal medya, yardımlaşma konusunda kısa sürede olumlu ve kayda değer sonuçlar aldı. Yalnızca haberleşme ve söylemle sınırlı kalmayan sosyal medya takipçileri faydaya yönelik adımlar atarken belki de ilk defa bu çapta bir örgütlenme gerçekleştirdi. 

Büyük bir çoğunluk her türlü faydayı sağlamak adına kişisel hesaplarında âdeta afet koordinasyon bürosu gibi hizmet vererek deprem bölgesi ile ilgili en son haberleri, acil ihtiyaç malzemelerini anlık olarak duyurdu. Twitter’da başlatılan ve Facebook’ta duyurulan #evimevindirvan,  #vanicintekyurek, #vandayanisma gibi kampanyalar hızla reaksiyon buldu ve sadece maddi yardımla sınırlı kalmayarak insanların hayatlarında hiç görmedikleri başka insanlara kapılarını açmalarını sağladı. Dokuz milyonun üzerinde takipçisi olan Rihanna'nın Twitter’da “Turkey, we’re praying for all of you” yazmasının ardından #pray4turkey ‘hashtag’ı altında başlatılan kampanya dünya çapında konuşuldu. Bireysel çabaların büyük etki sağladığı Facebook, Twitter ve bilgilendirici bloglar, fikirlerin sadece “sanal” olarak paylaşıldığı “eylemsiz” bir platform olmadığını, çemberin ne kadar geniş olduğunu ve faydalı bilginin ne kadar çabuk yayılabileceğini gösterdi.

Tabii sistemin kusursuz işlediğini söyleyemeyiz, maalesef her afet durumda olduğu gibi bu depremde de provokasyon vardı ve gerçek olmayan yardım kuruluşlarının iletişim bilgileri de her bilgi kadar çabuk yayıldı. İnsanlar bu adresleri kendi hesaplarından duyurarak bilmeden iyi niyetli tutumları yüzünden bilgi kirliliğine yol açsada bu sorun yine sosyal medyanın aynı özellikleri sayesinde kısa sürede aşıldı. Yardım kuruluşlarının adreslerinin ve ihtiyaçların listelendiği bloglar açıldı.

Yapılan gaflar ve etik sayılmayacak her türlü olumsuz davranış sosyal medya tarafından tepki gördü.  Takipçiler, Tv programında söylenen uygunsuz bir cümleye tepkilerini videolar paylaşarak, konuyu profil fotoğraflarına taşıyarak gösterdi, Facebook’ta yapılan yanlış bir sosyal sorumluluk kampanyası markaya yüzlerce kullanıcı kaybettirdi. Hassasiyetin arttığı günlerde milyonlarca farklı insandan oluşan sosyal medya tek bir kişi gibi hareket etti.
Sosyal medya takipçilerinin yönlendirmeleri hatta belki de baskıları ile firmalar maddi yardımın yanında kendi ürünleri ile de ciddi yardımlara imza attılar. Deprem ile birlikte bireylerin kaynak yaratma ve örgütlenme gücünü hep birlikte gördük. Bunun en büyük nedeni belkide etkileşimin duyarlılığı artırması.
Geçmişte yaşadığımız afetler ile Van depreminin en büyük farkı belki de bu etkileşim... Haber ve bilgiyi, yalnızca görsel ve yazılı medyadan aldığımız yıllarda afet bölgesinden uzaktayken acıyı paylaşıyor, üzülüyor ve neler yapabileceğimizi öğrenmek için zamana ihtiyaç duyuyorduk. Haberleri işlerimizden, okullarımızdan döndükten sonra belirli bir süre için alıyorduk. Gündemin sosyal medya üzerinden takip edildiği günümüze baktığımızda durum tamamen değişti. Haberler, afete dair video ve fotoğraflar anlık olarak paylaşıldı, takip etmeyenler birçok bilgiyi arkadaşları sayesinde öğrendi ve hayatımızın bu kadar içine giren böyle bir durum karşısında doğal olarak tepkisiz kalmadık. Çevremizin teşvik etmesi, teşviklerin markaları etkilemesi sayesinde sosyal medya büyük bir etki yarattı. Günlerce farklı şehirlerdeki yakınlarımıza telefonla dahi ulaşamadığımız 99 depreminin ardından enkaz altında Twitter’dan lokasyon bildirmeleri sayesinde kurtarılan insanların haberlerini almak, geldiğimiz noktanın ne denli mühim olduğunu vurguluyor.
Bugüne kadar bu çapta bir örgütlenme ihtiyacının duyulmadığı ve gücünün farkına varılmayan sosyal medya kötü gün dostu da olabileceğini gösterdi ve sınavını başarı ile verdi.

Aslı Taştemur
Haberatolyesi.com 

Mehmet Bozalp

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.