Öğrenilmiş çaresizliği yenmek

Makaleler - 16 Kasım 2007, Cuma
Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.

İlk yazımda yazılarımı haftalık yazacağımı söylemiştim. Ancak bunun platform yapısına uygun olmadığını gözlemledim. Belli bir tartışma süresinin buradaki yazılar için kaçınılmaz olduğunu gördüm. Bu nedenle başlangıçtaki süreyle ilgili taahhüdümü geri alıyorum.

Öğrenilmiş çaresizlik ile ilgili yazdığım yazıya gösterilen ilgi beni mutlu etti. Katkı yapan ve değişik görüşler sunan, ayrıca kendi yaşantılarından örnekler veren arkadaşlara teşekkür ederim.

Çaresizliği tanımlamış ve son olarak da “öğrenilmiş çaresizlik ölçülebilir mi?”, “öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkılabilir mi?” ve “öğrenilmiş çaresizliğin yaşam başarısına etkisi nedir?” soruları ile bitirmiştim.

Daha önceki olumsuz deneyimlerimiz sonucu pekişen çaresizlik yaşantısı her bireyde farklı düzeyde ortaya çıkmaktadır. Bu farklı oranları bugün ortaya çıkarabilecek ölçek bulunmaktadır. Ülkemiz için geliştirilmiş bu ölçek sayesinde bireylerin çaresizlik düzeylerini öğrenebiliyoruz. Bunun pratik sonuçlarından birisi hiç kuşku yok ki çaresizlikle baş edebilme stratejisini geliştirmemiz için bir ön veri oluşturmasıdır.

Öğrenilmiş çaresizliğin yıkıcı sonucu olan “çaba harcamayı istememek” değişebilir bir durumdur. Öncelikle bireyin bunun farkına varması gereklidir. Eğer bireyler çaba harcamadıklarını fark edip nedenlerini araştırmaya istekli hale gelirse önemli ölçüde bu durumu ortadan kaldırabilirler. Bunun için kişisel gelişim çok önemli rol oynamaktadır. Çünkü kişisel gelişim bireyin kendisi ile ilgili farkındalığı arttırmaktadır.

Kendini tanıyan veya tanımaya başlayan kişiler öğrenilmiş çaresizliğe neden olan değerlerini, yargılarını ve olumsuz inançlarını değiştirmeye istekli hale gelmektedirler. Temel olarak yapılabilecek şeylerin başında taşıdığımız potansiyel değerleri etkili kullanmayı öğrenmektir.

Ülkemizde bu konu ile ilgili yapılmış araştırma sayısı oldukça düşüktür. Bu durum öğrenilmiş çaresizlikle ilgili bilgileri özellikle batı toplumu araştırmalarına dayanarak öğrenmek durumunu yaratıyor. Bizimle pek benzer sonuçlar vermeyen batı toplumu verilerini alıp ülkemize uyarlamak oldukça sakıncalı sonuçlar doğurabilmektedir. Öğrenilmiş çaresizlik ile ilgili yayınlanan pek az yayın arasından bizim topluma uygun olanına rastlamadım. Okuyucunun bu konuya dikkat etmesi gerektiğine vurgu yapmalıyım.

Yaptığım araştırmaya göre ülkemizde; öğrenilmiş çaresizlik ve yaşam başarısı arasında doğrusal bir ilişki olduğunu gördüm. Yaşamda görece başarılı olmuş ve başarıları genel kabul görmüş kişilerin öğrenilmiş çaresizlik yaşantıları, normal bireylere kıyasla daha azdır. Başarıyı getiren en önemli etkenin “çaba harcamak” olduğu düşünüldüğünde pek şaşırtıcı bir sonuç olmadığını söylemek olanaklıdır.

Şaşırtıcı olan sonuçlardan biri özellikle basın ve tıp alanında oldukça başarılı bir konumda olan grubun çaresizlik yaşantılarının oldukça yüksek çıkmasıydı. Bu durumda bu grupların başarılı olması nasıl açıklanabilir? Bu sorunun cevabı pek çok kimse için öğrenilmiş çaresizlik ile başa çıkma modellerinin oluşmasına katkı yapabilir. Öğrenilmiş çaresizliği yüksek düzeyde yaşadığı halde başarıyı yakalamış kişilerin “öğrenilmiş çaresizlik” ile başa çıkmada başarılı oldukları sonucuna varmak zor değil.

Öğrenilmiş çaresizlik konusunda yazacak ve söyleyecek pek çok şey var. Fazla derinleştirmeden anlatmaya çalıştığım bu konunun kişisel gelişimimizi olumsuz etkileyen ve başarısız olmamıza neden olan içsel etkenlerden biri olduğunu vurgulamakta yarar var.

Birey olarak farkındalığımızı arttırarak bu olumsuz durumu lehimize çevirmenin yolunu bulabiliriz. Elbette bu konuda istekli olmak gereklidir.

Başarı dileklerimle…

Bedi Aydın

Yorumlar

elif   28 Kasım 2007, Çarşamba

slm yorumunuzu çok beğendim.cumhuriyet ünivrsitesi sigorta bölümünden mezunum.iş konusunda bana yardım edermisiniz.buna çok ihtiyacım var çok yere baş vurdum ama olumlu cevap alamadım maille cevap verirseniz sevinirim saygılarımla
Meza_Iras@hotmail.com

Elif   29 Kasım 2007, Perşembe

Slm,yorumlarınızı ilgiyle okuyorum.keyif alıyorum .Halkla ilişkiler bölümü okuyorum ve karşılıklı sizlerle diyolok içinde olmaktan keyif alırım cvp bekliyorum .Kolay gelsin.

oznur   6 Aralık 2007, Perşembe

Güzel bir yazı, beğendim. Önce farkında olmak tabi.

gamze   6 Mayıs 2008, Salı

slm..yazınızı beğendim..evet çabalamayı sevmiyoruz aslında çaresiz değiliz bunun farkındayım ama yenemiyorum hayata karşı güçlü olmayı beceremiyorum..bunun için çözümler neler?yaşadığımız şu ortamda ne kadar olumlu düşünebiliriz?neler yapabaliriz?bu soruların cevabı çok zor veriliyor..hayata bir adım atarken karşımıza o kadar çok engel çıkıyor ki dengemizi kaybedip o adımı atarken düşüyoruz..zor..

uğur   30 Haziran 2008, Pazartesi

iyi çalışmalar ... yazılarınızı cok begenıyoum ılgı ıle takıp edıyorum.Ben de halkla ılıskıler okuyorum meslegımı sevıyorum ve sızlerle ırtabat kurmak daha ıyı olmak ıstıyorum.Saygı ve sevgı ıle hosçakalın

Emre   17 Temmuz 2008, Perşembe

Halkla ilişkilier birinci sınıf öğrencisiyim..Arkadaşlar baktım da halkla ilişkilerciyiz de yapılan yorumlarda kullanılan dil berbat.Yazım yanlışı gırla,bütünlük yok.Eğer biz bu şekilde bir üslup kullanırsak vay ortalığın haline.İş bulmak,farkında olmak,üretken olmak,bunları çok güzel yazmışsınız da en önemlisi kendini geliştirme olayını sanırım kaçırmışsınız.Kendim çok iyi olduğumdan değil iyi olmadığım ve iyi olamayanları gördüğüm için yazdım.Herkese teşekkürler..
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.