Hem Oyum Hem De Bu

Makaleler - 22 Mart 2011, Salı

Hem her şeyim hem hiçbir şey, gibi söylemler spritüel yaşam içerisinde son derece özlü ancak profesyonel yaşamda hem oyum hem buyum derseniz… Mesela, hem müzik öğretmeniyim hem de halkla ilişkiler müdürüyüm, gibi açıklamalarda bulunursanız… Birileri size kükreyebilir!

Ne zaman bir ortamda halkla ilişkiler mevzu açılsa, mutlaka, “Antalya henüz bu mesleğe hazır değil”. “Antalya bu işi bilmiyor”. “Antalya’da halkla ilişkiler uzmanı çok az ama halkla ilişkiler mesleğini icra eden (daha doğrusu etmeye çalışan ya da ettiğini zanneden) kişi çok” gibi konuşmalar yapılır.

Evet, genel anlamıyla doğru. Ancak bu problemi ortadan kaldıracak, mesleği anlatacak ve doğru konumlanmasına katkı sağlayacak kişiler de yine biziz. Ayrıca bu sadece Antalya’nın problemi değil, işin merkezi kabul edilen büyük şehirlerde de benzer ya da farklı problemler, kavram kargaşaları yaşanabiliyor.

Bu konuya nereden/neden girdin, derseniz, konudan çıkamadığımı söylemem gerekir. Konunun öyle içindeyim ki her an karşıma ilgili bir durum çıkıyor:

Uslu uslu mail attım; bir sanat merkezinden, çocuklarımla ilgili olarak, randevu talep ettim. Yaklaşık 1 saat sonra telefon ile bana geri döndüler (güzel). Bir hanımefendi benimle doğrudan konuşmaya başladı. Konuşma sonunda randevu vermek istediklerini anladım(!) Tamam, belli bir gün ve saatte görüşme kararı aldık. Tabii ben kiminle konuşuyorum/konuştum merakı içerisindeyim. Pardon, ben kiminle görüştüm, dedim. İnanın ismi hatırlamıyorum; sonraki soruya aldığım yanıt tüm bildiklerimi unutturdu: Sizin göreviniz nedir, acaba? – “Müzik öğretmeniyim, aynı zamanda halkla ilişkiler müdürüyüm”.

Vay be! Hem gazeteci hem halkla ilişkiler(Cİ), hem reklam(CI) hem halkla ilişkiler(Cİ) vs. olanları çok duyduk ve bunun olabilirliğini, doğru mu yanlış mı kısmını çok tartıştık. Ama hiç hem müzik öğretmeni hem halkla ilişkiler müdürü duymamıştım. Hem o hem o, durumunun iki ucunda da iletişimin bir dalı olsa “hangi meslek sizin önceliğinizde” gibi konuşmalar yapabiliyoruz. Ancak şu son durumda bunu asla söyleyemezsiniz. Sektörün çok dışında bir alanda hizmet veren kişinin, boş zamanlarında da halkla ilişkiler yaptığı gibi bir durum söz konusu.

Bir suçlu aramıyoruz; niyetimiz mesleğimize sahip çıkmak ve bu işin bir bilim dalı olduğu bilinci ile uzmanları tarafından icra edilmesine katkı sağlamak. Dolayısı ile söz konusu hanımefendinin hatası yok; onun bildiği bu kadar. Kurumun maillerini kontrol etti, gelen maile telefon ile geri dönüş yaptı, randevu verdi. Kararlaştırılan gün ve saatte ise bize kurum ile uygulamalarla ilgili bilgi verecek. Ve bu yapılanların halkla ilişkiler olduğunu sanıyor/düşünüyor. Tabi; bu taraftan bakarsanız böylesi bir akışta 2. hatta 3. meslek sahibi de olabilirsiniz(!).

Bu mesleğin günahı adında aslında: Halkla ilişkiler… E, ne var bunda değil mi; hepimiz bir şekilde halkla ilişki halindeyiz zaten(!) Bu konuyu bu kadar büyütmeye, brifing vermeye hatta binlerce akademisyene ve bilimsel çalışmaya ne gerek var(!)

Şimdi yukarıdaki hanımefendiye Betül Mardin’i tanıyor musunuz, desek, muhtemelen bize son albümünün adı neydi, diye soracak. Çok acı…

Hiçbir şey yapamıyorsanız, halkla ilişkiler müdürüyüm diyebilme cesaretini gösterdiğinize göre az çok Google bilginiz vardır, Google’a halkla ilişkiler nedir, diye sorduğunuzda size yaklaşık 5660 sayfa sunuyor. Buradaki bir iki sayfayı incelediğinizde bir şeyler bilme ihtiyacı duyabilirsiniz ve bundan sonra size mesleğiniz sorulduğunda müzik öğretmeniyim ve kurumun faaliyetleri, işleyişi ile ilgili misafirlere yardımcı oluyorum, dersiniz. Yani, bırakınız halkla ilişkiler müdürüyüm (bizde böyle bir şey vardır; kendi kendinin müdürüdür insanlar), demeyi müşteri ilişkileri sorumlusuyum, dahi diyemezsiniz.
  

Şenay Bıtırak

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.