reklam
reklam
reklam
reklam

Halk ve ilişkiler

Makaleler - 18 Kasım 2006, Cumartesi
Günümüzde artık PR daha ciddi bir şekilde algılanıyor. Şayet, kitle üzerindeki etkisi hafife alınamayacak ölçüde. İlişkinin veyahut iletişimin organizasyonel bir şekilde yapılabilmesi ve bilhassa kitle üzerindeki ağırlığı, vazgeçilemeyecek ve olmazsa olmaz bir vaziyet alması açısından yeterli bulunuyor. Ve artık gelişen teknolojiyle eşanlamlı kullanılır hale gelen küreselleşme kavramı da, PR açısından ayrı bir önem arz ediyor. Buradaki mesele; küreselleşme mi PR için var, yoksa PR mı küreselleşme için var… Hepimizin malûmu artık bir sınır tanımazlık söz konusudur. Soğuk savaş sonrası da serbest piyasa ekonomisinin varlığını hissettirdiği günümüz dünyasında, özel organizasyonlar; kitleyi kontrol altında tutma, kitleyi sahici bir hedef haline getirme ve kitle üzerinde psikolojik etkiler meydana getirme telaşı içerisinde hareket ediyor.

Hayat felsefesini üretimden ziyade tüketim üzerine kuran bireyler veyahut topluluklar, yalnızca kendileri için hazırlanmış iç mesajları algılayarak(ne ölçüde algılanabildiği de meçhul) aşırı ve yine sınır tanımaz bir tüketiciliği açığa çıkarıyor. İnsanoğlu artık tatmin olabilmeyi, azla da olsa yetinebilmeyi bir kenara itmiş durumda. Peki böyle bir süreçte, PR’ı veyahut Halkla İlişkiler Organizasyonu’nu ne gibi şeyler bekliyor… Şüphesiz ölçüsüz tüketim ve kitlenin sürekli yeni şeyler beklemesi, yani böyle bir bekleyiş halinde olabilmesi, PR’a ve çalışanlarına da yeni ve yepyeni sorumluluklar yüklüyor. Öncelikli olarak her zaman yaratıcı yön ağırlıklı olarak karşımıza çıkıyor. Günden güne daha yaratıcı, yeniliklere açık, sürekli bir şeyler üzerinde üretim halinde bulunabilen çalışanlara, sektör her zamanki gibi ihtiyaç duyuyor.

Yazımız için kullandığımız “Halk ve İlişkiler” başlığı elbette, ne halkı ve ne ilişkisi gibi bir soruyu meydana getirmektedir… Halk, iletişim halinde bulunup, organizasyonumuzun ana gövdesini oluşturduğu için “önce halk” demeyi uygun görüyoruz. “Önce halk” derken kastedilen şeyin halkı tanımak olduğunu belirtmek isterim. Şüphesiz halkın duygularını malzeme yaparak, kullandığımız mesajların bir sömürge subayı vari hareket etmesinin yanlış olduğunu düşünmekteyiz. Zira sömürüye ve istismara öncelikli olarak karşı durması gereken PR’cılardır! Mesleğin ahlâkı veyahut daha evrensel adıyla etiği açısında bu önemlidir.

Halkla ilişkiler çalışanı için kitle iletişim araçları mühimdir. Mühim olmakla birlikte hayati bir mesele vaziyetindedir. Bu mühimlik ve hayatilik durum, genç bir halkla ilişkiler çalışanı için önce panik meydana getirecektir, bu normaldir. Kitle iletişim araçlarını bilhassa insanlığın ortak evrensel etik normları göz önüne alınarak kullanılabilmesi mesleğe önemli bir hizmet olmakla birlikte, büyük bir başarıdır.

Kitle iletişiminin ve kitle iletişim araçlarının halen daha farkında olmayanlar için söylenecek söz yoktur. Zaten zaman kaybı olur. PR çalışanları artık günümüz dünyasını daha iyi okuyabilmelidir. Her şeyden önce kitlenin zevk, heves ve isteklerini, onları sömürmeden ve duygu istismarına gitmeden yapabilmeyi bilmelidir. Şayet bu reklâmcılığın ilgi alanına girmiş gibi gözükse de, artık sözü edilen küreselleşme de, meslekler arası küreselleşmeyi de mümkün kılmaktadır.

PR ikna eder. Bu ikna sürecinin organizasyon olmuş bir sistemin içerisinde olması, onun kitle üzerindeki etkisini açığa çıkarır. O renkli dünya, vurucu mesajlar, insan düşüncesi üzerinde oluşmuş pozitif açılımlar, insana ve tükettiklerine verilen değer PR çalışanı için önemlidir. Bu önemli olma durumu da onun için hayatidir…

Editör

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.