BİR ÇOCUĞUN SORUMLULUĞUNU ALMAK

Makaleler - 27 Ağustos 2007, Pazartesi
Her anne-baba, çocuklarının iyi karakterli, sorumluluk sahibi, dürüst, yardımsever, kendisiyle barışık bireyler olarak yetişmesini ister. Ama yalnızca bunu istemek yetmez. Onları yönlendirmek yerine onların adına biz karar verirsek, kendi yapabilecekleri şeylere “sen yapamazsın”, diyerek izin vermezsek, yapamayacakları şeyleri yapmalarını istediğimizde ise onları ezersek nasıl sorumlu ve özgüvenli bireyler yetiştirebiliriz?
Aslında öyle bir çağda toplumda yaşıyoruz ki artık çocuklarımızın yapabilecekleri şeyleri yapmalarına bile izin vermiyoruz.
Genelde velilerim şu şekilde konuşur: Kızımı sokağa çıkarıp oynatmak istiyorum fakat ne park ne bahçe var. Bende başına bir şey gelecek, hasta olacak kaygısıyla dışarı bırakmıyorum. Normalde bakkala gidip alışveriş yapabilir ya da çöpü kendi başına dökebilir fakat onu gönderdikten sonra balkondan bakmadan duramıyorum, arkasından bağırıyorum “aman karşıya geçerken dikkat et Zeynep”. Tek çocuk evde sıkılıyor bana yardım etmek istiyor salatalık verip cacık için doğramasını istiyorum bazen, ama yüreğim ağzımda ‘ya parmağını keserse’ aslında biliyorum ki o çok dikkatli, “ama işte ana yüreği dayanmıyor” derler.
Çocuğumuz hasta olsa da, mutfak dağılsa da, etrafı üstünü başını kirletse de, alışverişi doğru yapamasa da, bayat ekmeği alıp gelse de.. Çocukların kendi başlarına bir şeyler yapmalarına izin vermemiz lazım.
Çocuklarımızın yetişkinlik döneminde daha olumlu, sorun çözücü, üretken ve başarılı, kendine ait bir disiplin ve ahlak sistemi geliştirebilmiş, sağlam karakterli zorluklara karşı daha dayanıklı, sorunlara karşı akılcı çözümler getirebilen, kendine güvenen, hayatına olumlu olarak yön verebilen bireyler olmaları tüm ana-babaların çocukları için ortak istekleridir.
Bu özelliklerde bir çocuk yetiştirebilmek için çocuğumuza şu değerleri eğitimleri mutlaka vermemiz gerekmekte: sorumluluk, saygı ve demokrasi bilinci, dostluk, doğruluk, dürüstlük, özdenetim, yardımseverlik, paylaşım, iyi niyetli olma, barışçıl olma, doğayı sevme ve koruma bilinci.
Bunların içinde bence en önemlisi ve her çocuğa mutlaka ilk önce verilmesi gereken şey sorumluluk bilincidir.
Sorumluluk kısaca, "başkalarının haklarına saygılı olmak ve kendi davranışlarının sonuçlarını yüklenmek" şeklinde tanımlanabilir.
Sorumlu çocuklar;
• Kendi kaynaklarını kullanan,
• Güvenli,
• Kendi kararlarını kendileri veren,
• Bağımsız hareket eden,
• Davranışlarının sonuçlarını göz önünde tutan,
• Başkalarının haklarını çiğnemeden, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bireylerdir.
Aile evdeki işler konusunda çocuktan yardım beklediğini açıkça ortaya koymalıdır. Çocuğun başlangıçta döke saça yapacağı bu işler daha sonra deneyime ve sorumluluğa dönüşecektir. Buna karşın, koruyucu bir yaklaşım, çocuğun bağımsızlık ve sorumluluk hissetmesini engeller.
Çocuklarımıza sorumluluk bilinci kazandırmak için:
* Çocuğumuzun yaşına uygun sorumluklar seçip, uygulayın.
* Çocuğumuzun seçim yapmasına izin verin.
* Çocuğumuzun adına düşünüp, onun adına iş yapmayın.
*Ona yardım edeyim derken “yardım tuzağı”na düşüp koruyucu ana-baba tutumundan vazgeçin, size bağımlı olmasın.
* Çocuğumuzun hata yapma hakkını gözetin, hiçbir zaman ondan sizin kadar sorumlu olmasını beklemeyin.
Velilerim tarafından sorumluluk veriyim derken yapılan bazı yanlış tutumlar da var. Mesela * O daha çocuk, kendi başına karar veremez ( çocuğunuza kendisiyle ilgili konularda kendi kararını kendi versin, ailede herkesi ilgilendiren konularda fikrini sorun). * Onun için doğru olanı yapıyoruz (bırakın kedisiyle ilgili doğruya kendi karar versin, siz sadece ona destek olun). * Verdiği karar yapmak istediği şey yanlış aslında yapmak istediğin o değil (çocuğun yapmak istediği şeyden caydırmayın, yanlış yapa yapa doğruyu kendi bulması en güzeli, zira tüm hayatını sizde dâhil başkalarının doğrularını yaşayarak geçirmek zorunda kalacaktır) * Onun yerine üzülmek, başına gelen şeyden dolayı onu suçlamak, onun sorumluluklarını yapıp yapmadığında üzülmek. (ona hep destek olmak, yaptığı davranışı değerlendirmek, sorumluluğunu yerine getirmediğinde başına geleceklerden de sorumlu olmasını öğretmek gerekmektedir)
Sorumlu bir çocuğumuz olduğunu düşünelim. Bu çocuğumuz üniversitede okuyor olsun ve bizden başka bir şekilde. Sorumlu öğrencimizden şunları yapmasını bekleriz. Kendi eşyalarını hazırlar bavuluna yerleştirir, bir şey unutmaz, otobüsün zamanından önce hazır olur, yolculukta yanında olması gerekli şeyleri hazırlamıştır. Molada indiğinde sizi arayıp geldiğini haber verir, kaldığı yere ulaştığında iyi olduğuyla ilgili sizi arar. Siz onun yerine eşyasını toplamazsınız, hadi geç kaldın, şunu unutma, gidince ara emi, yolda üşütme gibi şeyleri söylemek zorunda kalmazsınız. Gitti mi, gitmedi mi, neden aramıyor, kartı yok muydu acaba.. gibi boş kaygılara kapılmazsınız. Bilirsiniz ki buna gerek yoktur, oda bilir ki anne-babamı kaygılandırmamalıyım, onları ve kendimi üzecek şeyler yapmamalıyım.
. Örneğin Üçüncü ve altıncı sınıflar arasındaki çocuklar, sosyal olarak bağımsız olmak ve akranlarının dikkatini çekmek isterler. Bu yaş grubundaki çocuk:
• Yaptığı bir davranışın sonunda kendini nasıl hissedeceğini tahmin edebilir.
• Aileden bağımsız olarak davranma süreci başlatır.
• Sınırları dener.
• Bir iş üzerinde yoğunlaşabilir.
• Rekabeti olgunca karşılayabilir.Çocuğun yaşı ne olursa olsun, sorumluluk almayı öğrenmenin anlamı, şu üç alanda kabul edilebilir davranış gösterebilmektir:
1. Kurallara uymak
2. Sağduyu kullanmak
3. Başkalarına ve onların sahip oldukları özelliklere karşı saygılı ve kibar olmak.
Unutmayalım ki sorumsuz bir dünya sorunlu bir dünyadır. Toplumumuzda herkes üstüne düşen sorumlulukları yerine getirse sistemde doğru işler, kimse bir diğerinden şikâyetçi olmaz. Bu süreç çocukluk çağından başlamalı ve bu işte biz ana-babalara çok büyük sorumluluk düşmekte. Tabi bu sorumluluklarımızın çatıştığı zamanlarda olmuyor değil. Herkesin kendine karşı (vücuduna iyi bakma, düşüncesini yapma, inancını gerçekleştirme, kendini gerçekleştirme) işine karşı, ailesine karşı, topluma karşı, tabiata karşı, arkadaşlarına karşı, devletine karşı birçok sorumluluğu olabilir. Bu sorumluluklarla baş edemediği, bu sorumlulukların birbiriyle çatıştığı durumlarda olabilmektedir. İnsan bu gibi durumlarda sorumluluklarından birini seçmek zorunda kalabilir, birini seçerken de diğer sorumluluğunu yerine getiremeye bilir. Bu gibi durumlarda karmaşaya kararsızlığa düşebiliriz ve yapamadığımız diğer sorumluluğumuz bize ilerde çok acı verebilir.
Hepimiz gazetecilik sorumluluğunu yerine getiren gazetecinin sonradan çölün ortasında bıraktığı çocuğa üzülüp intihar etmesi olayını biliyoruz. Kişi başta işine karşı olan sorumluluğunu seçmiş, bunu seçerken alternatifi olan insanlık sorumluluğunu reddetmiş ama sonradan reddettiği önemsemediği şey onu çok üzmüş ve dayanamayıp insan olmanın gereğini yerine getirmediği için canına kıymıştır. Ya da kurtuluş savaşında alması gereken tepeyi söz verdiği zamandan 20 dakika geç aldığı için intihar eden kahraman yüzbaşıyı da biliriz.
Sorumluluk konusunda toplumdan topluma, insandan insana, cinsiyet, yaş gibi farklı tercihler olabilir. Genç yaşlarda vücudumuza olan sorumluluklarımızı fazla yerine getirmezken yaşlandıkça buna daha fazla önem verebiliriz. Çocuk bakımında ne olursa olsun asla hiç kimse anne kadar sorumlu değildir. Bazıları için bu dünyayla ilgili sorumluluklar öncelikliyken bazıları için bu dünya hiç önemli değil diğer dünya için çalışmak, kulluk sorumluluğu önce gelebilir. Bazı kişilerin arkadaşlarına karşı olan sorumluluğu çok önemliyken, bunu yapayım derken ailevi sorumluluklarını savsaklayabilir.
Unutmayalım ki sorumluluklarımızı çok iyi seçmeli, baş edemeyeceğimiz sorumlulukları benimsememeli, sorumluluklar arasında tercih etmek zorunda kaldığımızda alternatif maliyeti çok iyi düşünmeli birden karar vermemeli, sorumluluklarımızın başkalarına zarar vermesini, başkalarının sorumluluk alanına girmesine izin vermemeliyiz. Sorumsuz davranıp sorun yaratmamalıyız.
1. Eve canlı bir ahtapot getirin ... Beş yıl boyunca düzenli bir biçimde her sabah onu giydirmeye çalışın.
2. Bir kavun alın. Kavunun üstünde bir delik açın. Kavunu uzunca bir iple tavana asıp sallayın. Kavun sağdan sola sallanırken, bir kaşık sıcak su alın, sallanan kavunda daha önce açmış olduğunuz deliğe, yere dökmeden sokmağa çalışın.
3. Ağzınızdan çıkan her cümleyi en az beş kez daha tekrarlayarak konuşmaya çalışın.
4. Evin önündeki yolda yürümeye başlayın Çok ama çok yavaş yürüyün. Yürürken de yerde gördüğünüz her sigara izmaritini, çikleti, kirli kâğıdı, mendili, karıncayı dikkatle ve uzun uzun seyredin.
5. Süper markete gidin. Yanınıza da orta büyüklükte bir keçi alın: Süper markete girince keçiyi serbest bırakın. Daha sonra da keçinin içerde kırıp, tahrip ettiği her şeyin parasını sorgusuz sualsiz “peki” deyip ödeyin.
6. Evdeki koltuklara tereyağı bulayın. Perdelere de reçel bulaştırın.
7. Mutfakta pişmekte olan bir adet balığı çalın ve onu misafir odasında bir yere saklayın. Balığın odada 5 ay kimse tarafından bulunmadan kalmasını sağlayın.
8. Evdeki yeni sulanmış çiçeklere elinizi sokun ve aldığınız çamurlar ile temiz duvarlar üzerinde şekiller çizin.
9. Aksam saat 17.00 ile 22.00 arasımla elinizde yaklaşık 4 kg. ağırlık taşıyarak sürekli ev içinde volta atın. Saat 22.00’de ağırlığı yatağa bırakın. Saati 24.00`e kurun ve yatın. Saat tam 24.00 `de kalkın. 4 kg. ağırlığı tekrar elinize alın ve saat 01.00`e kadar evin içinde dolaşın. Ağırlığı tekrar yatağa koyun. Saatin alarmını 03.00 `e kurun. Yatın. Uyuyamayacağınız için tekrar kalkın; bu kez elinizde ağırlık olmadan evin içinde dolanıp durun. Koltukta kendinizden geçin. 03: 01e çalan alarm ile fırlayın,15 dakikalık uykunun sersemliği ile yatağa yönelin, ağırlığı elinize alın. Saat 04.00’e kadar elinizde ağırlık varken karanlıkta dolanın. Güler yüzlü olun ve bunları 5 yıl boyunca her gece tekrarlayın.
Nasıl, bir çocuğun sorumluluğunu alabilir misiniz?
Yrd. Doç. Dr. Ahmet Yatkın.
Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi

Mehmet Bozalp

Yorumlar

Aziz İlgazi   28 Ağustos 2007, Salı

Sayın Dr. Ahmet Yatkın Hocam; çok güzel düşünceler, uygulamada güzel sonuçlar alınması için daha bu konuda Elazığ´da bir dizi konferanslar vermelisiniz..

Saygılar

kadir   13 Kasım 2007, Salı

ben müzik ve foklor kulibine gitiyorum ögretmenimiz ödev verdi onu araş dırıyorum 5-b sınıfı dayım oklum yunus emre ilk öretim okulunda okuyorum

ahmet   6 Aralık 2007, Perşembe

Merhaba kadir, aferin.Sosyal aktivite ile ilgilenmen çok güzel.Öğretmenin hangi konuda ödev verdi. Yardımcı olmaya çalışırım.

nazlı   6 Aralık 2007, Perşembe

19 yaşımda olmama rağmen ayaklarımın üzerinde durabileceğimi hissettirmesi gereken ailem şuanda. Ama nedense bunu bana hissetiremiyorlar.Annemin de her anne gibi korkuları var.Etraftan göreceğim herhangi bir kötülük karşısında ne yapmam gerektiğimi bilmediğimi sanıyorlar ve bunu tamamen iyi niyetli oluşuma bağlıyorlar.Oysa ben hayatta bir yaş daha büyüdükçe,her geçen günün sonunda beni düşündüren olaylar sonucunda nerden iyilik nerden kötülük geleceğini sezebiliyorum.İnanıyorum ki çocuklarının üstüne düşen ve onlara ne yapması gerektiğini çocuğunun kendince düşünüp karar vermesine olanak sağlamayan ebeveynler gün geçtikçe çocuklarında sıkılganlığı ilgisizliği hatta sorumsuzluğu belli eden davranışlar,hal ve hareketlerle karşılaşacaklardır.
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.