BİLGELİK

Makaleler - 23 Kasım 2007, Cuma
Çok güzel, pek değerli, kıymetli sözler yazılıyor seçiliyor.
Bunları okudukça gerçekten şahsım adına mutlu oluyorum.
Güzel oldukları kadar, öğretici oluyor bu sözler.
İnsanlar bu sözleri iyi tarafından görüp değerlendirirler ise
değere değer katacak diye düşünüyorum.
Başkalarının yaşamlarına, uğraşlarına fikirlerine, gelenek ve göreneklere,
nerede nasıl yaşadıklarını saygıyla yakaşılmasına ve
o yaşamın olanaklarının, ne olduğunu bilmeden, öğrenmeden yorum yapılmaması gerektiğine
inanarak tezekte olsa onun bir ev değil kış için ısınılacak bir eneji küpü olduğunu bilerek, anlayarak
daha doğru bir yaklaşımda olunmanın, bu tür ısı kaynaklarının tarihler boyunca köylerimizde
kasabalarımızda, ilçelerimizde kullanıldığının bilmesinin yararlı olacağını düşünerek,
kendi kültürümüzün de bir parça olduğunu bilerek (Biz bu ülkede yaşıyoruz ve bu ülkenin çocuklarıyız)
herne varsa millet olarak kabul ederek gelenek ve göreneklerimizin değerini bilelim ve onları timsali
değil gerçek bir yaşamın daha önceleri ve hala var olduğunu bilelim, gerekiyorsa anlatalım, gerekiyorsa
yaşatalım; bundan daha güzeli var mı?
Atalarımız o tezeklerin ısısında yaşamışlar, onların yaşamlarını inkar etmek mümkün mü?
Mümkün değil ise bu da gerçek bir yaşam, saygı ile karşılıyorum.
Bundan dolayı da yine yazılan o güzel sözler ile bağlantılı olarak
Bilmemenin ayıp değil, öğrenmemenin ayıp olduğu söylenir boşa dememişler. Bilgelik ile de Yunus EMRE’nin
Sözlerinin ne kadar güzel bir anlatım olduğunu, insanımızın köylü de olsa, yüzyıllar boyu güzel Türkçe dilimize
Kazandırdığı güzel anlatımını yazarak herkese saygı ile hoşcakalın, mutlu kalın dileklerimi sunuyorum.
„Bilginin efendisi olmak istersen, çalışmanın kölesi olacaksın” Anlayana güzel söz.
Yunus EMRE der ki; Bilge olabilmek için;
“ İlim ilimi bilmektir.
Ilim kendini bilmektir,
Sen kendisini bilmezsen
Ya nice okumaktır.”
Önce insanın kendini bilmesi gerekmiş bilginin efendisi olmak için.
Kendini bilen çalışmasını da, okumasını da, saygıyı da, sevgiyi de, vefayı da, barışı da,
gelecek için umut etmeyi de, atalarının emeklerini ve tarihinde mücadele edenleri de,
kimler için emek harcadıklarını ve can verdiklerini de bilgili olmayı da çok iyi bilirler.
Hem kendimize, hem başkalarına yararlı olmak için de;

“BİLDİĞİMİZİ BİLMEYENE öğtetmek, BİLMEDİĞİMİZİ BİLENDEN” öğrenmek için çalışalım.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet YATKIN
Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi
23.11.2007

Mehmet Bozalp

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.