Aman dikkat, yazılı iletişimde yanlış anlaşılmalar olabilir

Köşe Yazısı - 16 Şubat 2010, Salı
YazıYorum: Şahnur Karaağaç

Zili çalmasına rağmen açan olmayınca, ceplerini karıştırıp anahtarını buldu. Kilide sokup usulca çevirirken, "günün yorgunluğunu üzerinden atmak için biraz uzanmış olsa gerek” diye geçirdi içinden. İçeri girip ceketini çıkarırken de seslendi: "Hayatım, ben geldim!"

Sessizlik…

Antrede asılı aynaya dönüp kravatını gevşetti. Anahtarlarını bırakmak üzere dresuara uzanırken, gözleri üzerinde adının yazılı olduğu zarfa ilişti. Zarfta ne gönderici adı ve adresi vardı ne de postane yoluyla geldiğini gösteren bir işaret. Ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu ancak yine de bel kemiğinden ensesine doğru uzanan bir ürperti hissetti.

Yüzünde alaycı bir gülümseme belirirken, "Bu devirde mektup göndermek kaldı mı ki?" diye düşündü. Zarfı eline aldı, içindeki katlanmış kâğıdı özenle açtı.

Dudağının kenarındaki gülümseme birden kayboldu. Yüzü, sanki tüm vücudundaki kan akın etmişçesine önce kızardı, sonra soldu. Boğazı sanki bir avuç kum yutmuş gibi kurudu, soluk alamıyordu. Var gücüyle ciğerlerini doldurmaya çabalıyordu ama sanki odadaki bütün oksijen tükenmişti.

Adam okumayı sürdürürken, dış ses duyulur, yumuşak ve hüzünlü bir kadın sesi…  

Sonra ne mi olur?

Sonrasını düşünmedim doğrusunu isterseniz.
Filmlerde sıklıkla karşımıza çıkan mektup sahnelerinde, genellikle dış ses kullanılmasına dikkat çekmek için öylesine uyduruverdiğim bir sahneydi o kadar.

Karakter mektubu okurken bir dış ses duyulur,
mektubu, okuyanın değil de yazanın sesinden dinleriz.

Bu, izleyiciye mektubu yazanın o anki duygularını ve yazarkenki ruh halini anlatmak açısından önemlidir.

Aksi takdirde ya gözümüzde canlandıramazdık ya da herkes kendine göre farklı şekilde canlandırırdı. 

Yazarların yukarıdaki örnekte olduğu gibi kişileri, mekânları ve olayları, tasvirlerle zenginleştirmeleri de bu nedenledir. Yoksa “adam eve gelir, karısının bıraktığı mektubu bulur ve okumaya başlar” şeklinde de ifade edilebilirdi. Bu pek yavan ve kuru bir anlatım olur, 500 sayfalık kitaplar 100 sayfada biterdi.

Aman dikkat, yazılı iletişimde yanlış anlaşılmalar olabilir 

Bir mektup varsayalım ve dış ses de yok… 

Metne anlam yükleyen, biraz da okuyanın tonlamaları, vurguları ve yargılarıdır.

Yazılanlar nasıl bir duyguyla okunduğuna bağlı olarak tümüyle yanlış algılanabilir. 

Sözlü iletişimde, söylediğimiz cümlelere karşımızdaki kişilerin nasıl reaksiyon gösterdiklerini eş zamanlı takip edebilme şansımız vardır.

Jest ve mimiklerinden sözlerimizin doğru anlaşılıp anlaşılmadığını, mesajımızın ulaşıp ulaşmadığını anlayabiliriz.

Cümlemizin ardından karşımızdakinin bir sözünden, kaşını yukarı kaldırışından veya dudağını büküşünden bir şeyler çıkarabilir ve hemen müdahale edebiliriz. Örneklerle ya da açıklayıcı ifadelerle anlatmak istediklerimizi tamamlayabiliriz. Samimi olduğumuzu göstermek için gülümser, sözlerimizin doğruluğunu desteklemek için ellerimizi kullanabiliriz… 

Peki, ya yazarken? 

Özel yazışmalarda MSN ifadeleri gibi duygu ikonları kullanarak bunu aşmak mümkün oluyor.

Ancak kurumsal yazışmalarda metnin formal olmasına, kurumsallıktan uzaklaşmamaya özen gösterilir.

İşte tehlike de bu noktada başlar.

Hele bir de karşınızdaki kişiye yazmanız gereken, düzeltilmesi gerekli bazı tespitler veya hatalarsa…

Bıçak sırtındasınız demektir...

Yazı bu, uçup gitmez ki,
döner tekrar okuyabilir, okudukça sinirlenebilir,
sinirle okudukça daha da farklı anlamlar yükleyip daha da öfkelenebilir insan. “Bak bak şuna bak ne demiş Allah aşkına” diyerek bir başkasına okutabilir. Bu yönlendirmeyle okuyan o başka kişinin verdiği gazla, konu bambaşka yerlere gidebilir...

Artık hemen her yerde internete bağlıyız, evde, ofiste bilgisayar başında, sahada, sokakta gelişkin telefonlarımızla online’ız her vakit. 

Bir odadan diğerine seslensek duyulacakken mısralarımız, SMS ve iletilerle şekilleniyor seslerimiz…  

Hazır sabit ve GSM hatları kampanya üstüne kampanya yapıyorken siz sesime kulak verin,

Sözlü iletişimden vazgeçmeyin…

Sevgilerimle

Şahnur Karaağaç
sahnur@halklailiskiler.com.tr

8870 kez okunmuş Şahnur Karaağaç

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Hayat denize güzel...   770 gün önce eklendi
Ay ne gerek vardı?   935 gün önce eklendi
#PZ2016 Katlı Değer Yaratmanın Yolları   953 gün önce eklendi
'HİÇ' kolay değil...   1520 gün önce eklendi
Pirinç tanesi...   1522 gün önce eklendi
Bazı zamanlar vardır utanırsınız...   1890 gün önce eklendi
Ailece harikalar diyarında...   1956 gün önce eklendi
19. İnsan Kaynakları Zirvesi Geniş Özeti   1977 gün önce eklendi
İletişimcilerden bir yeni mesajınız var...   2026 gün önce eklendi
'Pazarlama Zirvesi'nde neler konuşuldu?   2047 gün önce eklendi
Sıkıntılı Bir Durum Var!   2465 gün önce eklendi
Pardon Ama Fermuarınız Açık!   2563 gün önce eklendi
Kriz Benim Krizim Değil (mi?)...   3048 gün önce eklendi
Cuma sabahı çöplerimizi kapıya çıkarıyoruz!   3149 gün önce eklendi
O Bizim Kıymetlimiz   3185 gün önce eklendi
Artık meşe palamudu filizlenecek...   3261 gün önce eklendi
Havale Ediyorum...   3292 gün önce eklendi
• Aman dikkat, yazılı iletişimde yanlış anlaşılmalar olabilir   3439 gün önce eklendi
Zor Yıllar...   3570 gün önce eklendi
Vurun Kahpeye   3657 gün önce eklendi
BÜMED Mezunlar Günü'ne Renk Kattılar   4045 gün önce eklendi
Onlar Oradaydılar...   4139 gün önce eklendi
Çocukları lösemi ile mücadele eden kadınlarımız...   4154 gün önce eklendi
Kol'u kullan!   4203 gün önce eklendi
Bir ürünün marka olabilmesi konusunda, siz ne dersiniz?   4266 gün önce eklendi
Yaşamın kavranması gereken özü...   4437 gün önce eklendi
Söz uçar, yazı kalır   4558 gün önce eklendi
Finans ve Halkla İlişkiler?   4618 gün önce eklendi
Her 10 Kasım'da...   4633 gün önce eklendi
Büyüyünce Ne Olsam?   4733 gün önce eklendi
İşte size bir hikaye;   4747 gün önce eklendi
Bir Sen bir ben bir de deniz olsa   4769 gün önce eklendi
Hayır efendim, anlatamadınız!...   4831 gün önce eklendi
Kadınlar Pazarı diye bir yer   4852 gün önce eklendi
Altın Müşteri Ödülü   4867 gün önce eklendi
Islak gündem   4872 gün önce eklendi
Deveye sormuşlar...   4879 gün önce eklendi
Ben ki Tanrıça İştar'ım   4880 gün önce eklendi
Öylesi de var böylesi de   4906 gün önce eklendi
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir   4929 gün önce eklendi
Yıldırır :)   4958 gün önce eklendi
Sen hiç deve gördün mü?   4980 gün önce eklendi
Başımla Beraber...   5025 gün önce eklendi
Ne kadar az veri, o kadar çok bilgi(!)   5089 gün önce eklendi
Bitlis'ten misafir geldi!   5120 gün önce eklendi
Kendi İletişiminiz İçin...   5160 gün önce eklendi
Bu Şehirde   5172 gün önce eklendi
Dünyaca ünlü marka 5 lira Regal 4 lira   5178 gün önce eklendi
Seviyorum,   5193 gün önce eklendi
Ta ki karıncalar çıkana kadar...   5202 gün önce eklendi
Kutlu Olsun!   5202 gün önce eklendi
Erman Hocayla iletişim sanatı   5204 gün önce eklendi
Hey, Başın dertte!   5210 gün önce eklendi
PR'ciler! Şebin Karahisar'dan Çağrınız var!   5215 gün önce eklendi
Alışveriş Merkezi diye bişey...   5217 gün önce eklendi
Sen taviz kapısını bir defa aralarsan..   5225 gün önce eklendi
Turizm sektöründe tartışma bitmiyor   5228 gün önce eklendi
Haftasonu Uludağ Gözlemleri   5232 gün önce eklendi
Aziz Nikola out, Noel Baba in olmuş...   5237 gün önce eklendi
Marka bebekler   5239 gün önce eklendi
Turizm Acenteleri PR firması değildir!   5250 gün önce eklendi
Slogana vuruldum   5257 gün önce eklendi
Dilerim...   5268 gün önce eklendi
Hoş Geldi   5287 gün önce eklendi
Sinek Küçük...   5288 gün önce eklendi
Hilal Ay demektir, Ahmer ise kırmızı....   5295 gün önce eklendi
Virüsü Başka Yerde Aramayın   5299 gün önce eklendi
Evin Reisi kim?   5301 gün önce eklendi
Umarım hafızası zayıf insanlar olmaktan kurtuluruz   5328 gün önce eklendi
Pırlanta, Sonsuza Kadar   5333 gün önce eklendi
İyi niyet   5344 gün önce eklendi

Yorumlar

Merve Çiçek   10 Mayıs 2010, Pazartesi

Bana göre iletişimin özünde dikkatli ve duyarlı, dinlemek ve okumak yatar. Bu şekilde de yanlış anlaşılma ortadan kalkar..Çünkü geçen hafta bizzat şahit olduğum bir olayda bunu gördüm.Bir üniversitenin iletişim fakültesi bölümü öğrencisi ve öğretmeni arasında geçen diyalogta öğrenci her ne kadar saygılı ve uygun sözcükler seçerek cümle kurmuş olsa da öğretmenin onu sürekli yanlış anlaması burada büyük bir tehlikeye yol açmıştır.Burada ki en büyük eksiklik öğretmenin dikkatli dinlememesinden kaynaklanıyordu.Zararda öğrenciye büyük bir şekilde patladı.Sonuç olarak iletişim fakültesinde görev yapan bir öğretmenin dinlemeyi bilmemesi iletişimi yok etmiştir.Şimdi düşünüyorumda bu öğretmenle bu öğrenci bir de yazılı iletişime girseler neler olur du kimbilir?

ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI   22 Haziran 2010, Salı

İnsan karşılıklı sohbetlerle güzel paylasımlar yaşar ve daha fazla sosyalleşir, ama günümüzde sanal dünyada olan bir nesille karşı karşıyayız ve bizlerde zamanla bu sanal dünyada yerimizi almaya başladık ve sözlü iletişimi azalttık her ne kadar sanal dünya sohbetleri bize ters gelsede allah sonumuz hayırlı eylesin. Anlamlı önemli bir konuya değinmişsiniz yazılarınızın devamın dilerim.

Hande Müge Yılancıoğlu   12 Temmuz 2010, Pazartesi

-
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.